ISSN 1301-1375 | e-ISSN 2146-9113
Volume : 10 Issue : 2 Year : 2022


Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergisi - Türk Beyin Damar Hast Derg: 10 (2)
Cilt: 10  Sayı: 2 - Ağustos 2004
ÖZGÜN ARAŞTIRMA
1.
İnme sonrası epileptik nöbetler: Türk çok merkezli inme çalışması
Poststroke seizures: Turkish multicentric stroke trial results
Ali Akyol, Nebahat Taşdemir, Bülent Müngen, Ali Soyuer, Ali Özdemir Ersoy, Suat Topaktaş
Sayfalar 67 - 73
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışmamızın amacı ülkemizde inme sonrası epileptik nöbet görülme oranını ve risk faktörlerini saptamaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu amaçla bir yıl süre ile ülkemizin değişik 40 Nöroloji kliniğinde inme tanısı konulmuş birbirini izleyen 2231 hasta değerlendirildi.
BULGULAR: Hastaların 54’ü erkek, 58’i kadın olmak üzere toplam 112’sinde (% 5.02) epileptik nöbet saptandı. Hastaların 38’i (% 34) uykuda, 74’ü (% 66) uyanık iken nöbet geçirmişti. Vasküler patolojiye göre sınıflandırıldığında; birinde (% 0.89) geçici iskemik atak, 53’ünde (% 47.32) iskemik inme, 58’inde (% 51.78) hemorajik inme vardı. Nöbet geçiren olgularda inme risk faktörlerinden 85’inde (% 75.9) hipertansiyon, 32’sinde (% 28.6) eski inme, 18’inde (% 16.1) diabetes mellitus saptandı. Epileptik nöbet yönünden hastalarda yaş ve cinsiyet arasında fark saptanmadı (p>0.05). Hemorajik inmeler iskemik olanlardan daha fazla epileptik nöbet riski taşıyordu (p<0.001). İnme için risk faktörü olan diyabet, hipertansiyon, eski inme öyküsü nöbet gelişimi açısından risk faktörü olarak gözlenmedi (p>0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Ayrıca diabetes mellitus nedeniyle düzenli antidiabetik kullananlarda inme sonrası epileptik nöbet görülme riski yüksek bulundu (p<0.05), ancak hipertansiyon nedeniyle düzenli antihipertansif alanlarda bu risk yüksek bulunmadı (p>0.05).
INTRODUCTION: The aim of the study was to evaluate the prevalence and some risk factors for poststroke seizures.
METHODS: 2231 consecutive patients who were diagnosed with stroke in 40 different Neurology Clinics in our country in one year period were included in this study.
RESULTS: Epileptic seizures were only developed in 54 male and 58 female patients (% 5.02). In 38 (% 34) of those patients seizures occured during sleep and while 78 (% 66) of them presented seizure while awake. According to vascular pathology; one patient (% 0.89) had transient ischemic attack, 53 (% 47.32) had ishemic stroke and 58 (% 51.78) had hemorrhagic stroke. Of the patients, 32 (% 28.6) had previous stroke story, 85 (% 75.9) had hypertension and 18 (% 16.1) had diabetes mellitus. There is no statistical differencies according to sex and age (p>0.05). Hemorrhagic stroke had higher risk for poststroke seizures than ischemic stroke (p<0.05). Although hypertention, diabetes mellitus and previous stroke story were important risk factors for stroke, they were not found as a risk factor for poststroke seizures (p>0.05). On the other hand, poststroke seizures were observed higher frequency in regular antidiabetic drug user patients with diabetes and stroke (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Contrary to this result, poststroke seizures were lower incidence at regular antihypertensive drug user patients with stroke and hypertention (p>0.05).

2.
Hastane temelli bir çalışmada iskemik inme alt tiplerinin demografik özellikleri ve risk faktörleri
Demographic features and risk factors of ischemic stroke subtypes in a hospital-based study
Figen Varlıbaş, Cihat Örken, Güner Çelik, Hülya Tireli
Sayfalar 75 - 80
GİRİŞ ve AMAÇ: İskemik serebrovasküler hastalıklarda (İSVH) sınıflandırma, akut iskeminin tedavisi, prognozu ve ikincil korumada oldukça önemlidir. Risk faktörlerinin belirlenmesi ise birincil korunmaya yönelik olup toplum sağlığı ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Biz, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Nöroloji Kliniğinde Eylül 1998-Temmuz 2002 tarihleri arasında İSVH tanısıyla yatırmış olduğumuz 850 hastayı inceledik. Akut dönemde exitus olanları, sinüs trombozu tanısı alanları, herhangi bir nedenle araştırma planını tamamlayamayanları (ekonomik nedenler, tetkiki kabul etmeme, takibe gelmeme) dışladık. 850 hastadan 439 tanesinin dökümünü hazırladık. Hastalarımızı 1991 Bamford ve 1993 TOAST çalışmalarını referans alarak sınıflandırdık.Kesin ve muhtemel risk faktörlerini belirledik.
BULGULAR: 439 İSVH’ nın 193’ü erkek (%44), 246’ sı (%56) kadındır. Olguların yaşları 25 ile 90 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 62.93±12.12 dir. Hastalarda tespit edilen risk faktörlerinden hipertansiyon (%65.4) birinci sırayı alarak diğerlerinden anlamlı olarak yüksek bulunmuştur(p<0.01).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Lokalizasyona göre değerlendirmede ön sistem tutulumu arka sistem tutulumundan daha yüksek, küçük damar hastalığına bağlı inmeler de diğer nedenlere göre daha yüksek oranda bulundu.
INTRODUCTION: The classification of ischemic cerebrovascular diseases (ICVD) is important in respect to treatment, prognosis and secondary prevention of acute ischemia. Determining the risk factors is also important for primary prevention and also may provide significant contributions to public health and national economic issues..

METHODS: We studied 850 patients who had been hospitalised in Haydarpaşa Numune Education and Research Hospital 2nd Neurology Clinics with a diagnosis of ICVD during September 1998 to July 2002. We excluded cases died acutely and cases with sinus thrombosis and whom we could not complete the investigation and follow up procedure. Remaining 439 patients were classified due to 1991 Bamford and 1993 TOAST studies. We determined the probable and certain risk factors.
RESULTS: 193 (%44) of 439 patients were men, 246 (%56) were women. Age of the patients were between 25 and 90 years with a mean of 62.93±12.12. Among risk factors that could be assigned hypertension was the leading one with a prevalance of %65 and this was found highly significant among others.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Lesions located in anterior circulation were found to be more prevalent than posterior circulation lesion. Strokes due to small vessel disease were higher than other causes.

3.
İSKEMİK İNMELİ HASTALARDA TRANSÖZEFAGİAL EKOKARDİYOGRAFİDE SPONTAN EKOKONTRAST VE AORTİK ATEROM PLAKLARININ DEGERLENDİRİLMESİ
EVALUATION OF SPONTANEOUS ECHOCONTRAST AND AORTIC ATHEROMA PLAQUES WITH TRANSESOPHAGEAL ECHOCARDIOGRAPHY iN PA TIENTS WITH ISCHEMIC STROKE
Betül AYDIN, Aytül MUTLU, F. Feriha ÖZER, Hasan MERAL, Vildan YAYLA
Sayfalar 81 - 85
Amaç: lskemik inmeli hastalarda, kardiyoembolik risk faktörü araştırmak amacıyla yapılan Transesofagial Ekokardiyografide (TEE), Spontan ekokontrast (SEK) ve /veya Aortik aterom plaklan (AAP) saptanan hastalarda Transtorasik ekokardiyografi (TTE) ve Karotis-vertebral arter doppler (Doppler) bulgularının karşılaştırılması yapılmıştır. Materyal- Metod: Kliniğimizde takip edilen 640 iskemik inmeli hasta değerlendirilerek TIE sonrası, TEE istenen 230 hastadan SEK ve /veya AAP saptanan 37'si çalışmaya alındı. Her hastaya Doppler tetkiki yapıldı. TEE'de saptanan SEK ve/veya AAP'ler TIE ve Doppler bulguları ile karşılaştırıldı. Bulgular: 37 hastanın 14'ünde (% 38) AAP(Grup 1), lO'unda (% 27) SEK (Grup 2), 9'unda (% 24) AAP + SEK (Grup 3), 3'ünde (% 8) SEK + trombüs (Grup 4), 1 'inde (% 3) SEK + AAP + trombüs (Grup 5) saptandı. AAP'ler içinde en fazla oranda (% 71.4) tip 3 AAP'na rastlandı. TIE bulguları, AAP olanların hepsinde normaldi. Sol atrial dilatasyon (SAD), SEK + AAP'lerin % 78'inde, SEK olanların, SEK + trombüs, SEK + trombüs + AAP olanların hepsinde mevcuttu. Sonuç: Çalışmamızda, kardiyoembolik inme için risk faktörü araştırılmasında, TTE'si normal veya TIE'de SAD saptanan hastalarda, TEE'de SEK ve /veya AAP saptandı. İnmeli hastalarda ciddi risk faktörü olan SEK ve AAP'leri saptamada TEE'nin önemi literatür bulguları ışığında tartışıldı.
Aims: Transthoracic echocardiography (TTE) and Carotic-vertebral artery doppler (Doppler) findings were compared in patients with spontaneous echo contrast {SEC) and/or aortic atheroma plaques (AAP), which were detected by transesophagial echocardiography (TEE) used to investigate cardioembolic risk in ischemic stroke patients. Materials and Methods: 640 ischemic stroke patients followed by our dink were evaluated, and among 230 of the patients for whom TEE was required following TIE, 37 patients who had SEC and/or AAPs by TEE were included in the study. Ali patients underwent Doppler exarnination. SEC and/or AAPs detected by TEE were compared with findings of TIE and Doppler. Results: in 37 patients evaluated, 14 {38%) were found to have AAP (Group 1), 10 (27%) SEC (Group 2), 9 (24%) AAP + SEC (Group 3), 3 (8%) SEC + thrombus (Group 4), and 1 (3%) SEC + AAP + thrornbus (Group 5). Among the AAP's, type 3 AAP was found to be predorninant (71.4%). TIE results were normal in ali patients with AAP. Left atrial dilatation (LAD) was detected in ali patients with SEC, SEC + thrombus, and SEC + thrombus + AAP, and in 78% of patients with SEC+AAP. Conclusion: in our study on patients who underwent TIE in order to evaluate risk of cardioembolic stroke, patients with anormal TIE or with TIE detected LAD were shown to have SEC and/or AAP by TEE. The importance of TEE in detecting SEC and AAPs which are serious risk factors for stroke patients was discussed in the light of literature findings.

4.
KORONER ARTER BY-PASS CERRAHİSİ HASTALARINDA PREOPERATİF KAROTİS RENKLİ DOPPLER ULTRASONOGRAFİ DEGERLENDİRMESİ
PREOPERA TIVE CAROTID DOPPLER ULTRASONOGRAPHY EVALUATION IN CORONARY ARTERY BYPASS SURGERY PATIENTS
İ. Özcan ERTÜRK, Serdar YÜKSEL, Etem YÜCEKAYA, Hilmi UYSAL
Sayfalar 87 - 89
Koroner arter by-pass cerrahisi komplikasyonlarının gelişiminde yaş, hipertansiyon, diabetes mellitus, periferik vasküler patolojiler, geçici iskemik atak, strok öyküsü veya miyokard infarktüsü gibi faktörler rol oynamaktadır. Postoperatif dönem komplikasyonu olarak % 1-6 oranında strok görülmektedir. Bu çalışma, koroner arter by-pass cerrahisine gidecek hastalarda renkli Doppler ultrasonografi ile karotis patolojilerinin preoperatif dönemde belirlenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya alınan koroner bypass cerrahisine aday 18 hastada bilateral kommon karotid arter, internal karotid arter ve bulbus karotikumda intima - media kalınlaşması, plak oluşumu ve stenoz varlığı ile peak sistolik ve end diastolik akım hızlan belirlendi. Hastaların 11 (%61.l)'inde intima - media kalınlaşması, plak oluşumu veya stenoz gibi değişik patolojiler belirlendi. Koroner ve karotis arterlerdeki patolojiler birlikte değerlendirildiğinde, patoloji paralelliğinin mümkün olabileceği izlenimi edinildi. Strok postoperatif dönemde mortalite, morbidite artışı ve yatış süresinin uzaması nedeniyle önemli olup; preoperatif dönemde risk saptama çalışmalarında karotis patolojilerinin mutlak gözönünde tutulması ve araştınlması gerektiği kanısındayız.
Complications can take place after coronary artery by-pass surgery frequently. Factors like hypertension, diabetes mellitus, peripheric vascular pathologies, hyperlipidemia, atrial fibrillation, smoking, transient ischemic attacks, previous stroke or myocardial infarction play important role in the development of these complications. For example stroke can be experienced in a frequency of 1-6 % asa postoperative complication. This study was designed to evaluate asymptomatic carotid artery pathologies by colored doppler ultrasonography in the coronary artery disease patients who have been planned to get coronary by-pass surgery in the preoperative period. lntima-media thickening, plaque formation, stenosis, peak systolic and diastolic velocities were evaluated in the common carotid artery, intemal carotid artery and in the bulbus caroticum in 18 patients. in 11 (61.1 %) of the patients various pathologies like intima-media thickening, plaque formation, stenosis were found. When the pathologies in coronary and carotid arteries are considered together, it seems that co-morbidity is probable. Stroke in the postoperative period is an important ominous factor as it increases the rate of mortality, morbidity and hospitalization time. Therefore we suggest that carotid pathologies should be considered as important health problems, and should be evaluated in the preoperative period of coronary artery by-pass operations.

5.
FOIX - CHAVANY - MARIE SENDROMU (OPERKÜLER SENDROM): ÜÇ OLGU
FOIX - CHAVANY - MARIE SYNDROME (OPERCULAR SYNDROME): THREE CASES
Aysu ŞEN, Aysun SOYSAL, Fügen SÖNMEZ, Baki ARPACI
Sayfalar 91 - 96
Operküler sendrom (OPS); anartri, bilateral santral fasio-lingo-velo-faringo-mastikatör paralizi ve "otomatik-istemli hareketlerin disosiyasyonu" ile karakterizedir. OPS'un en yaygın etyolojik faktörü bilateral operküler kortekse lokalize İskemik infarktlardır. Bu yazıda OPS tanısı konan üç genç olguyu sunduk. Olgularımızın anartri, fasio-lingo-velofaringo-mastikatör paralizisi ve ekstremite paralizileri vardı. Tipik olarak kraniyofaringeal kasların refleks ve otomatik fonksiyonları korunmuştu. Hepsinin iskemik infarkt hikayesi vardı. Kraniyal manyetik rezonans görüntülemelerinde (MRG) ve/veya kraniyal bilgisayarlı tomografilerinde (BBT) bilateral operküler bölgede akut ve kronik iskemik lezyonları saptandı. Operküler sendromun major defisitleri olan disfaji ve anartri zor problemlerdir ve geridönüşlü gibi görünmemektedirler. Bu sendrom, tekrarlayan serebral infarktlar sonrasında geliştiğinden serebrovasküler olaylan azaltmaya yönelik tedbirler en önemli tedavi stratejisidir.
Opercular syndrome is characterized with anarthria, bilateral central facio-linguo-velo-pharyngeo-masticatory paralysis with "autornatic voluntary dissociation". OPS' s rnost cornrnon etiologic factor is ischemic infarctions localized in bilaterally opercular cortex. In this paper, we reported three young patients who are diagnosed as OPS. They had anarthria, facio-lingo-velo- pharyngeo-rnasticatory paralysis and extrernity paralysis. The reflex and autornatic functions of the craniopharyngeal rnuscles were typically preserved. All .of them had ischemic infarction history. Their cranial magnetic resonance imaging and/or cranial tomography showed acute and chronic ischemic lesions localized in bilateral opercular region. The major deficits of OPS, dysphagia and anartria, are unlikely to be reversible and are difficult problems. Preventive strategies to reduce the likelihood of further cerebrovascular accidents are most important.

6.
GENÇ KADIN OLGUDA SPONTAN INTRASEREBRAL HEMORAJİ MİGREN? EKT??
SPOTANEOUS INTRACEREBRAL HEMORRHAGE IN A ADULT YOUNG FEMALE:MIGRAINE ?, ECT??
Şebnem BIÇAKÇI, Hacer BOZDEMİR, Fahri ÖVER, Ali ÖZEREN
Sayfalar 97 - 99
lskemik serebrovasküler hastalıklarda özellikle auralı migren bir etyolojik neden olarak yer almaktadır. Çok ender olarak migren ataklanna bağlı intraserebral hemoraji de gelişebilir. Bu yazıda sunulan 34 yaşında bayan hasta, 10 yıldır, ayda 3-4 kez aurasız migren atakları tanımlamaktadır. Kendisine obsesif kompülsif bozukluk nedeniyle izlendiği psikiyatri kliniğinde, sonuncusu, yakınmalarından bir hafta önce olmak üzere yedi kez elektrokonvulsif tedavi uygulanmıştır. Öncekilere benzer bir migren atağından 8 saat sonra aniden ortaya çıkan sol hemiparazi sendromu nedeniyle kliniğimize yatırılmış ve aynı gün çekilen bilgisayarlı beyin tomografisinde sağ parietal bölgede, lober hematom saptanmıştır. Bu bağlamda, olgumuzdaki intraserebral hemoraji gelişiminde migren ve/veya EKT uygulamasının olası etkileri tartışılmıştır.
Migraine with aura is considered as an etiologic factor in ischemic cerebrovascular disorders. While, intracerebral hemorrhage occurs in rare instances during or after migraine attack. A thirty-four year-old female patient has migraine without aura for ten years with a frequency of 3-4 attacks monthly. She underwent electroconwlsive therapy for seven times in the psychiatry department because of obsessive-compulsive disorder a week ago. Following a migraine attack a left hemiparesis syndrome occurred, and computed tomography, which was performed at the same day, revealed a right parietal lobar hematoma. in this paper, lobar hemorrhage in a young patient and its etiologic causes in relation to migraine and/or electroconwlsive therapy were discussed.

DERLEME
7.
SİSTEMİK OTOİMMÜN VE İNFLAMATUAR HASTALIKLARININ SİNİR SİSTEMİ KLİNİK BELİRTİLERİ*
CLINICAL SIGNS iN CENTRAL NERVOUS SYSTEM OF SYSTEMIC AUTONOMIC AND İNFLAMATORY DISEASES
Okay SARIBAŞ
Sayfalar 101 - 109
Makale Özeti | Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale
w