ISSN 1301-1375 | e-ISSN 2146-9113
Volume : 11 Issue : 2 Year : 2022


Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergisi - Türk Beyin Damar Hast Derg: 11 (2)
Cilt: 11  Sayı: 2 - Temmuz 2005
DERLEME
1.
İNME REHABİLİTASYONU
Funda TAŞÇIOĞLU
Sayfalar 53 - 64
Serebrovasküler olay (SVO) dünyada en sık görülen nörolojik sorun olup pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika'da yapılan istatistiklere göre ölüm nedeni olarak kalp hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü sırada yer almaktadır (1,2). Ülkemizde bu konuda yapılan istatistikler olmamasına rağmen nöroloji kliniklerinde yatan hastaların ilk sırasını SVO'lar almaktadır. SVO'ların klinik görünümleri oldukça farklı olup, hemipleji inme sonrası gelişen fonksiyonel yetmezliğin en yaygın nedenidir. Yapılan araştırmalara göre inme sonrası hastaların %50'den fazlası özürlü olarak yaşamını sürdürmektedir ki bu durum gerek hastalar gerekse aileleri üzerinde önemli psikolojik, sosyal ve fiziksel etkiler yaratmaktadır. Hemiplejik sakatlığın etkisi oldukça kapsamlı olup hasta ve ailesi için uzun süreli bir tedavi ve uyumu gerektirmektedir (3, 4). lnme sonrası sağ kalan hasta sayısının artması ve buna bağlı olarak tıbbi harcamaların getirdiği ekonomik yük nedeni ile etkili rehabilitasyon stratejilerinin geliştirilmesi giderek önem kazanmaktadır (5). Günlük yaşam aktivitelerinin belirgin derecede bozulması, yaşam kalitesinin düşmesi ve yapılan önemli boyuttaki sağlık harcamalarına karşın, geleneksel motor rehabilitasyon teknikleri oldukça heterojendir ve etkinlikleri konusunda randomize kontrollü çalışmalardan sağlanan veriler çok yeterli değildir (6). Strok ile ilgili giderek artan insidans ve prevalans da göz önünde bulundurulduğunda etkin rehabilitasyon uygulamalarının önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır (7).

2.
KAROTİD ARTER ATEROSKLEROZUNDA ULTRASONOGRAFİNİN YERİ
VALUE OF ULTRASONOGRAPHY IN ATHEROSCLEROSIS OF CAROTID ARTERY
Nevbahar AKÇAR DEGİRMENCİ, Baki ADAPINAR
Sayfalar 65 - 73
Serebrovasküler olayların etiyolojisinde karotid arter aterosklerotik hastalığı önemli bir yer tutar. Yapılan çalışmalarda karotid arter stenozunun evrelemesinde ultrasonografinin %90 civarında doğruluk oranına sahip olduğu görülmüştür. Hastalığın tanı ve tedavisinde (medikal yada cerrahi), hasta takibi ve prognozunda plakların ultrasonografik karakterizasyonu önemli rol oynadığından, darlık oranının yanında plak morfolojisi hakkında da değerli bilgiler veren Doppler günümüzde belki de en önemli görüntüleme yöntemi haline gelmiştir. Plak karakterizasyonunda kullanılan kriterler ekojenisite, ekojenite (heterojenite -homojenite}, yüzey düzgünlüğü, ülser varlığı, GSM (gray-scale median), plak içine kanama, kalsifikasyon varlığı, stenoz derecesi olarak özetlenebilir. Stenozun evrelemesinde %50 ve altındaki darlıklarda renkli ya da power Doppler ile lümen çap ölçümü uygunken, hemodinamik değişikliğe yol açan %50'nin üstündeki darlıklarda akım hızında değişiklik (yükselme) ortaya çıktığından dupleks Doppler incelemenin eklenmesi gereklidir. lntemal karotid arterde en dar kesimdeki tepe sistolik hız (5TH) en güvenilir dupleks Doppler parametresi olup Lka-STH/OKA-STH oranlan ve diyastol sonu hız (DSH) diğer önemli iki parametreyi oluşturmaktadır.
Atheroembolism is the Iikely of most strokes in patients with large carotid artery plaque deposition. Numerous studies have demonstrated the ability of sonography to help grade carotid stenosis, with accuracy rates approaching or exceeding 90%. Doppler sonography is increasingly becoming the sole imaging technique used before medical or surgical treatment for evaluation of stenosis, and prognosis of the disease. The criteria for sonographic characterization of carotid plaques are: echogenicity, echogenity (heterogenous or homogenous), regularities of plaque surface, ulceration, GSM (gray-scale median), intraplaque hemorrhage, cakification and grading of stenosis. For stenosis lesser than 50% measurement of diameter of vascular lumen by color or power Doppler imaging is convenient. Because hemodynamic changes occur in stenosis greater than 50%, duplex Doppler sonography should be used in addition above mentioned modalities. While elevation of the intemal carotid artery (ICA) peak systolic velocity (PSV) has been shown to be the most useful Doppler sonographic parameter, ratio between lCA-PSV and CCA-PSV, and also end diastolic velocity (EDV) are other two important Doppler sonographic parameters.

ORIJINAL ARAŞTIRMA
3.
KAROTİD ARTER İNTİMA-MEDİA KALINLIGINDAKİ ARTIŞ ORTA SEREBRAL ARTER AKIM PARAMETRELERİNİ ETKİLEYEBİLİR Mİ?
DOES INTIMA-MEDIA THICKNESS AFFECT MIDDLE CEREBRAL ARTERY BLOOD VELOCITY
Birsen ÜNAL, Gülşah BADEMCİ, Yasemin K. BİLGİLİ
Sayfalar 75 - 80
Amaç: Ana karotid arter (CCA) intima-media kalınhğı'ndaki (lMK) artışın CCA ve orta serebral arter (MCA) akım parametreleri üzerindeki olası etkisi değerlendirildi. Yöntem: Çalışmaya sonografik olarak CCA'da plak saptanmayan 72 kadın, 54 erkek olgu alındı. CCA'nın uzun eksen görüntüsü üzerinde ön ve arka duvarlardan 3'er kere lMK ölçülerek ortalaması hesaplandı. CCA ve MCA Doppler spektrumları üzerinde, pik sistolik hız (PSV), diastol sonu hızı (EDV), zaman ayarlamalı maksimum hız (TAMAX), pulsatilite (Pi) ve direnç indeksleri (RI) ölçüldü. Yaş grupları arasındaki farklar ANOVA ve Kruskal Vallis testleri, lMK ve yaş ile Doppler parametreleri arasındaki ilişki Pearson testi, yaş ve lMK'nın Doppler parametreleri üzerine etkisi regresyon analizi ile, kadın ve erkek olguların bulguları t testi ile değerlendirildi. Bulgular: lMK, CCA ve MCA akım parametreleri yaşa bağlı değişim gösterdi. Genel olarak yaşla birlikte lMK'da arhş, PSV ve EDV'de azalma saptandı. RI ve Pi önce düşüş, ve yaşın ilerlemesi ile artış gözlendi. Yaşın bu parametreler üzerinde belirleyici etkisi olduğu, lMK'nın ise belirgin etkisi olmadığı anlaşıldı. Kadın olgularda PSV ve TAMAX daha yüksek, R1 ve Pi ise daha düşük bulundu. Sonuç: lMK, yaşla birlikte doğrusal bir artış göstermektedir. Bu nedenle lMK artışının fizyolojik bir değişimi yansıttığı düşünülmüştür. Yaş MCA ve CCA akımhızları üzerinde bağımsız bir etki gösterirken, !MK, CCA ve MCA akım parametrelerini direk olarak etkilememektedir.
Objective: We aimed to evaluate whether the intima-media thickness (IMT) of common carotid artey (CCA) affects the Doppler parameters (Dp) of middle cerebral artery (MCA) and CCA. Method: From 72 female and 54 male subjects, with no sonographically detectable plaques on CCA, CCA IMT was measured three times both from near and far walls on the longitudinal images, and mean value was calculated. From the Doppler spectrums of CCA and MCA, peak systolic (PSV), end diastolic (EDV), time avaraged maximum velocities (TAMAX), pulsatilty (Pi) and resistance indexes (RI) were measured. ANOVA and Kruskal Vallis tests were used to evaluate differences between age groups, Pearson test for the relation between the IMT and Doppler parameters and between age and Dp, lineer regression analyses for evaluation of the effect of age and IMT on Dp and t test for gender differences. Result: IMT, CCA and MCA flow parameters showed age dependent changes. in general IMT increased, PSV and EDV decreased; Pi and R1 decreased initially, and increased with advancing age. Age, but not IKT, was found as an independent factor effecting Dp. PSV and T AMAX were higher, and RI and Pi were lower in female subjects. Conclusion: IMT increases lineerly with advancing age, so it was thought asa physiologic phenomenon. The CCA intimamedia thickening does not effect the CCA and MCA Dp.

EDITÖRE MEKTUP
4.
A CASE Of S EDDON'S SYNDROME WITH FACTOR V LEIDEN MUTATION AND PROTEIN S DEFICIENCY-LETTER TO THE EDITOR.
Ayşe TUNCA, Ayşe KARGILI, Mehtap ERKMEN, Handan ÇİPİL
Sayfalar 81 - 82
Makale Özeti | Tam Metin PDF

OLGU SUNUMU
5.
BASİLER TEPE ANEVRİZMASININ COIL EMBOLİZASYONU: KOMPLİKASYONLARIN ANALİZİ
COIL EMBOLIZATION OF BASILAR TIP ANEURYSMS: Analysis of Complications
Selçuk YILMAZLAR, Soner ŞAHİN, Ender KORFALI, Müfit PARLAK
Sayfalar 83 - 86
Serebral anevrizmalarda farklı tedavi yöntemleri kullanılıyor olmasına karşılık, en iyi tedavi yöntemi hala tartışmalıdır. Endovasküler yöntemlerdeki en yeni ilerlemelere , rağmen, coil'in yer değiştirmesi, parent arterin tıkanması özellikle geniş boyunlu anevrizmalarda tedaviyi komplike hale getirmektedir. Endovasküler tedavi basiler arter (BA) bifurkasyon anevrizmalarını tedavi etmekte etkin bir alternatiftir. Hastanın durumuna ve her bir anevrizmanın anjiografik özelliğine göre uygun bir tedavi opsiyonunu seçmek önemlidir. Yazıda coil ile erken dönemde parent damar tıkanması ve coil embolizasyonu ile ilişkili trombozun patojenezi tartışıldı. Serebral anevrizmaların endovasküler tedavisi daima emin bir yöntem değildir, fakat iyi seçilmiş olgularda cerrahiye alternatif etkili bir tedavi yöntemidir. Bu çalışmanın amaçı basiler arter bifurkasyon anevrizmasına sahip Hunt-Hess yüksek grade'li bir örnek hastada coil embolizasyonun endikasyonunu, sınırlamalarını ve komplikasyonlarını tartışmaktı.
Although various treatments of cerebral aneurysms continue to be the methods of care, best treatment method is stili controversial. Despite recent advances in endovascular techniques, coil herniation and parent artery ocdusion may complicate the treatment, particularly in wide-necked aneurysms. Endovascular therapy is an effective alternative for treating basilar artery (BA) bifurcation aneurysms. It is important to select a suitable treatment option in each case depending on the patient's condition and the angiographic features of each aneurysm. In this report, the mechanism of early parent vessel occlusion by coils, and the pathogenesis of thrombosis associated with coil embolization are discussed. Endovascular treatment of cerebral aneurysms is not always safe method but efficacious therapeutic alternative to surgery in selected cases. The purpose of this study was to discuss the indication,limitations and complicationş of coil embolization for BA bifurcation aneurysms with illustrative Hunt-Hess high grade patient.

6.
HİPERHOMOSİSTEİNEMİ ZEMİNİNDE GELİŞEN BAZİLER ARTER TROMBOZU
BASILLAR ARTERY STENOSIS WITH HYPERHOMOCYSTEINEMIA
Fazilet HIZ, Turgut KARAGÖL, Dilek BOZKURT, Türkan GEZİCİ, Meral ÇINAR
Sayfalar 87 - 89
lskemik inme dünya toplumlarında önemli mortalite ve morbidite nedenlerinden biridir. 45 yaş ve albnda görülme sıklığı azdır. Son zamanlarda, hiperhomosisteineminin genç yaş iskemik inmelerde bağımsız bir risk faktörü olduğu ileri sürülmektedir. Her ne kadar vasküler bir risk faktörü olduğu çok iyi bilinmekteyse de, etki mekanizması ve inmenin akut fazındaki rolü çok iyi aydınlahlamamışhr. Hiperhomosisteineminin küçük damar hastalığının yanısıra büyük damar hastalığınında da rol oynayabileceği tarhşılmaktadır. Olgumuzda homosistein düzeyleri yüksekti. Baziler arter trombozu nedeninin hiperhomosisteinemi olduğunu ve diğer risk faktörlerinin de iskemik inme riskini arthrmış olabileceğini düşündük. Bu yönüyle ilginç olan olgumuzu literatür eşliğinde sunmayı uygun gördük.
Ischemic stroke is a very important cause of mortality and morbidity in global society. it is rarely seen at and under the tıtı age of 45. Recently, it is acclaimed that hyperhomocistenemia may be an independent risk factor of young ischemic strokes. Although it is well known asa very significantvascular risk factor it's not exactly defined the mechanism or role in acute phase of stroke. it is been discussed that hyperhomocisteinemia may also have a role in larger vessel diseases as well as small vessel diseases. in our case the level of homocistein was significantly increased. lt's been thought that hyperhomocisteinemia was the reason to the basillary artery trombosis and the other risk factors might have increased ischemic stroke appearance. As an interesting case we decided to present our case accompanied to literature.

LookUs & Online Makale
w