ISSN 1301-1375 | e-ISSN 2146-9113
Volume : 14 Issue : 3 Year : 2022


Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergisi - Türk Beyin Damar Hast Derg: 14 (3)
Cilt: 14  Sayı: 3 - Aralık 2008
TEMEL BILGILER
1.
Serebral venöz sinüs trombozunda BT ve BT venografi görüntüleme
The imaging of cerebral sinus thrombosis by CT and CT venography
Gülen Demirpolat, Mustafa Gökçe
Sayfalar 67 - 72
Serebral venöz sinüs trombozu tedavi edilmediğinde mortalite ve morbiditesi yüksek olduğu için erken tanı ve tedavi önemlidir. Günümüzde MRG ve magnetik rezonans venografi (MRV) tanı amaçlı olarak yaygın kullanılmaktadır. Bazı merkezlerde BBT ve bilgisayarlı tomografi venografi (BTV) hızlı, kolay ulaşılabilen ve MRG’ye göre daha ucuz bir yöntem olduğu için serebral venöz sinüs trombozu tanısında ilk görüntüleme yöntemi olarak tercih edilmeye başlanmıştır. Rutin BBT ve BTV ile serebral venöz sinüs trombozunun doğrudan ve dolaylı işaretlerinin tanınması erken ve kesin tanı açısından önemlidir.
Early diagnosis and treatment of cerebral venous sinus thrombosis is crucial because it has high mortality and morbidity rates. In today most centers generally used MRI and magnetic resonance venography for its diagnosis. However head CT and computed tomography venography (CTV) are getting first imaging modality for the diagnosis in some of neurological centers because it’s faster, easily acquired and cheaper than MRI. Be aware of direct and indirect findings of cerebral venous sinus thrombosis in routine head CT and CTV is important because early or definite diagnosis.

ÖZGÜN ARAŞTIRMA
2.
İnme hastalarında yorgunluk
Fatigue in stroke patients
Ferhan Soyuer, Demet Ünalan, Ahmet Öztürk
Sayfalar 73 - 77
GİRİŞ ve AMAÇ: İnme sonrası 3. ayda olan hastalarda, yorgunluğun oranını, demografik ve klinik değişkenlerle olan ilişkisini belirlemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Mart 2005-Mart 2006 tarihleri arasında, nöroloji polikliniğine başvuran yetmiş inme hastası çalışmaya alınmıştır. Veri toplama araçları olarak; Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ),Mini Mental Durum Ölçeği (MMDÖ), Beck Depresyon Değerlendirmesi (BDD), fonksiyonel bağımsızlık ölçeği (FBÖ), NIH İnme Ölçeği, Fugl-Meyer motor değerlendirme ve SF-36 ölçeği kullanılmıştır.
BULGULAR: YŞÖ kullanılarak ölçülen yorgunluk, hastaların % 55.7’ de belirlenmiştir. Yorgun olan ve olmayan gruplar arasında, yaş, eğitim, lezyon tipi ve lezyon tarafı açısından istatistiksel olarak fark bulunmamıştır (p>0.05). Yorgun olan ve olmayan gruplar arasında, FBÖ, NIH, SF 36 Genel sağlık algısı, SF 36 Enerji/canlılık, SF 36 Fiziksel özet skor ve SF 36 Mental özet skor açısından istatistiksel olarak fark bulunmuştur (p<0.05). Yorgunlukla, FBÖ (r=0.276 p<0.05), NIH (r=-0.550 p<0.05), SF 36 Genel sağlık algısı (r= -574 p<0.5), SF 36 Enerji/canlılık (r=-0.710 p<0.05), SF 36 Fiziksel özet skor (r=-0.340 p<0.05) ve SF 36 Mental özet skor (r=-420 p<0.05) arasında bir ilişki bulunmuştur. Çoklu lojistik regresyon analizi; NIH, SF 36 Genel sağlık algısı ve SF 36 Enerji/canlılık değişkenlerini içermiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: İnme hastalarında yorgunluk yaygındır ve sıklıkla ciddidir. İnme sonrası yorgunluğun nedenlerinin, çok etkenli olduğu görülmektedir.
INTRODUCTION: To determine the frequency of fatigue and its relationship with demoghrapic and clinic variables in patients 3 months poststroke.
METHODS: Ninety consecutive stroke patients who applied to the neurology outpatient clinic from March 2005 to March 2006 were evaluated for the study. As a data-collecting device, Fatigue severity scale (YŞÖ), Mini-Mental Status Measurement (MMDÖ), Beck Depression Inventory (BDD), Functional Independence Measure (FBÖ), NIH stroke scale, Fugl-Meyer motor assessment and Short Form 36 (SF-36) were used.
RESULTS: Fatigue measured using YŞÖ was identified in 55.7 % of the patients. No difference were found in age, education, lesion type and lesion location of the fatigue and non-fatigue patients (p>0.05).There were difference between the fatigue and non-fatigue patients in respect to FBÖ, NIH, SF 36 general health perception, SF 36 vitality, SF 36 physical summary scores and SF 36 mental summary scores (p<0.05).There were a correlation between fatigue and FBÖ (r=0.276 p<0.05), NIH (r=-0.550 p<0.05), SF 36 general health perception (r= -574 p<0.5), SF 36 vitality (r=-0.710 p<0.05), SF 36 physical summary scores (r=-0.340 p<0.05), SF 36 mental summary scores (r=-420 p<0.05) of the patients. Multiple logistic regression analyses included NIH, SF 36 general health perception and SF 36 vitality variables (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Fatigue in stroke is common and often severe.The causes of post-stroke fatigue appear multifactorial.

ORIJINAL ARAŞTIRMA
3.
ORAK HÜCRE HASTALARINDA SESSIZ SEREBRAL ENFARKT SIKLIĞI
THE PREVALENCE OF SILENT CEREBRAL INFARCT IN PATIENTS WITH SICKLE CELL DISEASE
Ali BALCI, Esra OKUYUCU, Taşkın DUMAN, Edip GALİ, Sinem KARAZİNCİR, İsmet MELEK, Rasim YANMAZ, Ertuğrul EĞİLMEZ
Sayfalar 79 - 82
Amaç: Orak hücre hastalarında sessiz serebral enfarkt sıklığını ve anormal beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) bulgularını saptamaktır. Gereç ve yöntem: Asemptomatik orak hücre hastalığı olan 52 hastanın beyin MRG’leri retrospektif olarak tarandı. Anormal bulgular kaydedildi. Bulgular: Elli iki orak hücre hastasının 44’ü homozigot (S/S), 8’i ise heterozigot (S/ßthal) idi. Kırk dört S/S hastasının 12’sinde (%27.2), 8 S/ßthal hastasının 2’sinde (%25) sessiz enfarkt saptandı. S/S hastalarının 10’unda (% 22.7; 7 diffüz serebral, 2 fokal serebral, 1 serebeller) atrofi görüldü. S/ßthal hastalarında ise atrofi saptanmadı. Sonuç: Hatay’da yaşayan orak hücre hastalarında literatür bulguları ile paralellik gösteren yüksek oranda sessiz serebral enfarkt ve atrofi saptandı.
Objective: To determine the prevalence of silent cerebral infarct and abnormal brain magnetic resonance imaging (MRI) findings in patients with sickle cell disease (SCD). Materials and methods: Fifty-two brain MR images of the asymptomatic patients with SCD have been reviewed retrospectively. The abnormal MRI findings were recorded. Results: Forty-four of the 52 patients with SCD were homozygous (S/S) and remaining 8 heterozygous (S/ßthal) for SCD. Twelve (27.2%) of the 44 patients with S/S and 2 (25%) of the 8 patients with S/ßthal had silent infarcts. Ten (22.7%; 7 diffuse cerebral, 2 focal cerebral and 1 cerebellum) of the 44 S/S patients demonstrated atrophy. None of the 8 patients with S/ßthal had cerebral atrophy. Conclusion: Patients with SCD living in Hatay demonstrated a high rate of silent cerebral infarct and cerebral atrophy. These findings concur with the results of the literature.

OLGU SUNUMU
4.
HEMİPAREZİSİZ GLOBAL AFAZİ 2 OLGU SUNUMU
GLOBAL APHASİA WİTHOUT HEMİPARESİS (2 CASES REPORT)
Recep ALP, Selen İLHAN ALP, Ülkü TÜRK BÖRÜ
Sayfalar 83 - 85
Hemiparezisiz global afazi (HGA) nadir görülen, hemiparezi olmaksızın konuşmanın tamamen etkilendiği, sol hemisferde geniş perisilvian lezyon veya hem anterior hem de posterior konuşma merkezinin tutulduğu iki farklı lezyon sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Genellikle konuşmanın tamamen düzeldiği kabul edilir. Bu çalışmada HGA’nın patogenezinin, lezyon lokalizasyonunun ve iyileşmenin literatür eşliğinde tartışıldığı 2 olgu sunumu yapılmıştır.
Global aphasia without hemiparesis (GAWH) is an uncommon stroke syndrome involving receptive and expressive language impairment, without the hemiparesis typically manifested by patients with global aphasia after large left perisylvian lesions or of two separate lesions in the anterior and posterior left hemisphere language areas. Usually acceptable GAWH has been good recovery of verbal communicative abilities. We present two cases of GAWH with conflicting conclusions regarding pathogenesis, lesion localization, and recovery herewith literature.

5.
FUZİFORM SUPERİOR SEREBELLAR ARTER ANEVRİZMASI VE ENDOVASKÜLER TEDAVİSİ: Olgu Sunumu
FUSIFORM ANEURYSM OF THE SUPERIOR CEREBELLAR ARTERY AND IT’S ENDOVASCULAR TREATMENT: Case Report
Tolga ÖZDEMİRKIRAN, Özlem GÖÇMEZ, Mehmet ÇELEBİSOY, İsmail ORAN
Sayfalar 87 - 89
Superior serebellar arter anevrizmaları, intrakranial posterior sirkülasyon anerizmalarının %0,25-%0,66’sını oluşturur. Fuziform tipteki süperior serebellar arter anevrizmaları ise oldukça nadirdir ve literatürde nadiren bildirilmiştir. Fuziform anevrizmalar tüm anevrizmalar içinde tedavi edilmesi zor olan küçük bir gruptur. Literatürdeki sınırlı sayıdaki vaka için belirtilen tedavi yaklaşımları cerrahi ve endovasküler oklüzyondur. Biz de endovasküler koagülasyon yöntemi ile başarılı bir şekilde tedavi edilen orijinal bir vakayı sunuyoruz.
Superior cerebellar artery aneurysms are %0,25- %0,66 of all intracranial posterior circulation aneurysms. Fusiform superior cerebellar artery (SCA) aneurysms are quite rare and occasionally reported in the literature. Fusiform aneurysms are a small group of cerebral aneurysms among the most difficult to treat. The therapeutic approaches in the limited number cited in the literature include surgery and endovascular occlusion. Here we report an original case treated with endovascular occlusion.

6.
İSKEMİK İNME İLE İLİŞKİLİ SAF DİZARTRİ KAVRAMI:Küçük kortikal infarkt sonrası dil felci ile birlikte saf dizartri
THE PURE DYSARTHRIA RELATED TO ISCHEMIC STROKE:Pure dysarthria with glossoplegia after small cortical lesion
Figen VARLIBAŞ, Duygu AYGÜN, Cihat ÖRKEN, Mehmet GENCER, Kemal TUTKAVUL, Hülya TİRELİ
Sayfalar 91 - 94
Dizartrinin yalnız başına ya da önde gelen bulgu olduğu durumlar saf ya da izole dizartri kavramı olarak tanımlanmaktadır. Genellikle kortiko-bulber yolların lezyonlarında, özellikle de internal kapsul, lentikulo-kapsuler bölge ve pons lezyonlarında bildirmiş, kortikal lezyon sonrası ise çok az sayıda olgu sunumları ile rapor edilmiştir. Beraberinde silik bulgular şeklinde fasiyal parezi, refleks canlılığı, dil hareket bozukluğu gibi muayene bulguları olabilir. Kortikal lezyon sonrası saf dizartri ile beraber dil felci çok çok daha nadir bir klinik tablodur. Bu yazıda presentral girus lateral kortikal bölge lezyonu sonrası dil felci ile beraber dizartri gelişen bir olgu incelenmiş, iskemik inme sonrası saf dizartri kavramı ve küçük kortikal lezyon sonrası dil felci gözden geçirilmiştir.
The situations which dysarthria is the sole or prominent manifestation are defined as pure or isolated dysarthria. Usually corticobulbar pathways, especially lenticulocapsular and basis pontis regions were reported to be involved. Very few cases of cortical lesions were reported. Together with pure dysarthria, indistinct examination findings such as facial weakness, increased tendon reflexes, tongue movement disorders can be seen. Pure dysarthria with glossoplegia is a rare clinical finding after small cortical lesion. In this case report, we present a patient having glossoplegia with dysarthria after a precentral gyrus lateral cortical lesion. The concept of pure dysarthria related to ischemic stroke and glossoplegia after small cortical lesion has been reviewed.

LookUs & Online Makale
w