ISSN 1301-1375 | e-ISSN 2146-9113
Volume : 20 Issue : 2 Year : 2022


Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergisi - Türk Beyin Damar Hast Derg: 20 (2)
Cilt: 20  Sayı: 2 - Ağustos 2014
ÖZGÜN ARAŞTIRMA
1.
Posterior sirkülasyon infarktı olan hastalarda epileptik nöbetler
Epileptic seizures in patients with a posterior circulation infarct
Yüksel Kaplan, Özden Kamışlı, Suat Kamışlı, Cemal Özcan
doi: 10.5505/tbdhd.2014.64935  Sayfalar 42 - 46
AMAÇ: Bu çalışmada posterior sirkülasyon infarktı (POCI) olan hastalarda epileptik nöbetlerin sıklığı ve nöbetlerin görüldüğü hastalarda klinik özelliklerin araştırılması amaçlandı.
YÖNTEMLER: Ocak 2011-Ocak 2012 tarihleri arasında kliniğimizde yatırılarak izlenen ardışık inme hastaları içinde POCI tanılı 55 hastanın bilgileri hastanemiz bilgisayarlı kayıt sistemi kullanılarak retrospektif olarak incelendi. Bu hastaların içinde epileptik nöbet geçirenler saptandı. Bu hastaların yaş, cinsiyet, tekrarlayan inme varlığı, risk faktörleri, inme etyolojisi, infarktın radyolojik lokalizasyonu, nöbet tipi ve zamanı ve elektroensefalogram (EEG) bulguları değerlendirildi.
Nöbet geçirdiği sırada asit-baz dengesizliği, elektrolit bozukluğu, nöbet eşiğini düşüren ilaç kullanımı gibi nöbete yol açan potansiyel durumları saptanan ve daha önce epileptik olduğu bilinen hastalar çalışmaya alınmadı.

BULGULAR: 55 hasta içinde 4 hasta (%7.2) epileptik nöbet geçirmişti. Bunların 3’ü erkek, 1’i kadındı. Hastaların 3’ünde inme kardiyoembolik natürdeydi. İnme, bir hastada vertebral arter disseksiyona bağlı gelişmişti. 4 hastanın 2’sinde nöbetler ilk bulgu, 2 hastada ise klinikte yattıkları süre içinde 7. ve 28.günlerde ortaya çıkmıştı. 3 hastada sol serebellar infarkt, 1 hastada ise sağda lateral bulber infarkt mevcuttu. Üç hastanın jeneralize tonik-klonik tarzda, 1 hastanın basit parsiyel başlangıçlı sekonder jeneralize tipte nöbetleri mevcuttu. Hastaların EEG’leri normal sınırlardaydı.
SONUÇ: Posterior sirkülasyon infarktlarıyla ilişkili epileptik nöbetler ilgili çalışmalar oldukça yeni tarihli ve az sayıdadır. Nöbeti olan hastaların 3’ünde serebellar infarkt mevcuttu. Bu hastalarda serebellum farklı mekanizmalarla nöbet aktivitesi üzerinde etkili olabilir.
OBJECTIVE: The aim of this study was to investigate the frequency of seizures and the clinical features of patients with seizures related to a posterior circulation infarct (POCI).
METHODS: We reviewed all ischemic stroke patients admitted to our clinic between January 2011 and January 2012. The patients’ database information was retrospectively analyzed. Fifty-five patients with a POCI were included in the study. We reviewed all patients with epileptic seizures related to a POCI. Age, gender, recurrent stroke, risk factors, etiology, radiographic localization, the seizure type and onset time, and the electroencephalographic findings of patients were evaluated. We excluded all patients who had precipitating conditions during seizures such as taking drugs, acid-base disturbances, electrolyte imbalance, and history of epilepsy.
RESULTS: Seizures were observed in four patients (3 male, 1 female) with a POCI related epileptic seizures (7.2%). The etiology of strokes was cardiac-embolic in 3 patients and vertebral artery dissection in 1 patient. Seizures occurred in 2 patients as presenting finding, in 1 patient within 7 days, and 1 patient within 28 days. Primary generalized tonic-clonic seizures occurred in 3 patients and simple partial seizures with secondary generalization in 1 patient. Three patients had cerebellum infarction at the left hemisphere. One patient had lateral medullary infarction at the right side. The electroencephalographic findings of patients were normal.
CONCLUSION: Studies involving patients with seizures related to a POCI are novel and few in number. Three patients with seizure had cerebellum infarction. The cerebellum in these patients may contribute via different mechanisms over seizure activity.

2.
Atriyal fibrilasyonlu inme hastalarında kadın cinsiyetin önemi
Women Sex Importance in Stroke Patients with Atrial Fibrillation
Cemile Handan Mısırlı, Fusun Mayda Domaç, Duygu Özkan, Fatma Güngör, Tamer Bayram
doi: 10.5505/tbdhd.2014.80774  Sayfalar 47 - 51
AMAÇ: Atriyal fibrilasyonlu stroke hastalarının kadın ve erkek cinsiyeti, yaş, risk faktörleri ve tedavi açısından farklılık gösterip göstermediğine bakıldı
YÖNTEMLER: Son 2 yıllık sürede kliniğimize yatırılan atriyal fibrilasyonlu iskemik stroke hastaları başlıca 75 yaş altı ve üstü 2 gruba ayrılarak CHADS2 ve CHA2DS2VASc skorları ile değerlendirildi ve kadın- erkek cinsiyet farklılıklarına bakıldı.
BULGULAR: Cinsiyete göre stroke oranları özellikle 75 yaş üstünde kadınlarda istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Risk faktörlerine de yaşlı kadınlarda daha fazla rastlandı ve CHA2DS2VASc skorları erkeklerden yüksek olduğundan antikoagülan tedaviye daha çok başlandı. Lone atriyal fibrilasyon cinsiyet farkı göstermedi ve hastalara antikoagülan başlanmadı.
SONUÇ: Yetmişbeş yaş üstü atriyal fibrilasyonlu kadınlarda risk faktörleri, stroke oranı ve antikoagülan başlama oranı yüksek idi.
OBJECTIVE: It was shown the differences in age, risk factors and treatment between women and men in stroke patients with atrial fibrillation
METHODS: The stroke patients with atrial fibrillation who were hospitalized in our department at the last 2 years were seperated into 2 groups of aged above 75 and below 75, investigated with CHADS2 and CHA2DS2VASc scores and looked at the sex differences of women and men.
RESULTS: Stroke ratio according to sex was statistically meaningful especially in women above the age of 75. Risc factors also were founded in elderly women and CHA2DS2VASc scores were higher in women than men so more anticoagulan treatment were begun. No differences were shown between sexes at lone atrial fibrillation and no treatment were begun.
CONCLUSION: Women with atrial fibrillation had more risk factors, higher stroke rate and higher anticoagulation treatment.

3.
Serebral Venöz Trombozlu Hastaların Değerlendirilmesi
Evaluation of Patients with Cerebral Venous Sinus Thrombosis
Abdullah Yılgör, Temel Tombul, Aysel Milanlıoğlu
doi: 10.5505/tbdhd.2014.74046  Sayfalar 52 - 55
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı serebral venöz tromboz olgularındaki etyoloji, risk faktörleri, rekanalizasyon ve mortalite oranını belirlemektir.
YÖNTEMLER: Retrospektif olarak planlanan bu çalışmaya 50 hasta dahil edildi. Tüm hastalar klinik prezentasyon, etyolojik nedenler, risk faktörleri, beyin MR lezyon varlığı, tutulan anatomik lokalizasyon, rekanalizasyon ve mortalite açısından analiz edildi.
BULGULAR: Olgulardaki en sık görülen risk faktörleri protrombotik durumlar (%34 ), gebelik (%14) ve puerperyumdu (%8). En sık görülen tutulum transvers sinüs ve ikinci sıklıkta birden fazla sinüs tutulumu şeklindeydi. Klinik başvuru semptomu olarak baş ağrısı (% 68), fokal nörolojik defisiti (% 30) saptadık. Diğer taraftan, en az 3 ay sonraki hastaların rekanalizayon oranı %70.7 olarak bulundu. Eksitus olan 2 olgu dışında olgularımızın mortalitesi düşüktü. Risk faktörleri ile beyin MR lezyon varlığı veya yokluğu (p=0.42) ve takip MR anjiografideki rekanalizayon varlığı veya yokluğu arasında anlamlı ilişki bulunamadı (p=0.625).
SONUÇ: Biz, serebral venöz tromboz tanısında ve takibinde MR venografinin en iyi yöntem olduğu; erken tanı ve uygun tedavi ile rekanalizasyon oranının oldukça yüksek ve mortalitenin düşük olacağı kanısına vardık. Etyolojide trombotik durumların yanısıra gebelik ve puerperyumunda sık görülen risk faktörlerinden biri olabileceği düşünülmelidir.
OBJECTIVE: The aim of this article is to point out the etiology, risk factors, the rate of recanalization and mortality of cerebral venous sinus thrombosis patients.
METHODS: The current study was planned as retrospectively and fifty patients were included. All the patients were analyzed according to the clinical presentation, etiologic causes, risk factors, presence of MR lesion, the involvement of anatomic localization, recanalization and mortality.
RESULTS: The most frequent risk factors of the cases were prothrombotic conditions (34%), pregnancy (14%) and puerperium (8%). The most frequent involvement was transverse sinus and secondly more than one sinüs thrombosis. As clinical application symptoms we detected headache (68%) and then focal neurologic deficiency (30%). On the other hand, at least 3 month’s incidence rate of recanalization in the patients was 70.7%. Except for 2 cases that ended with death, the mortality of the cases was low. We could not find a significant association between risk factors and the presence of cerebral MR lesion or not (p=0.42) and also the presence of recanalization or not in the follow-up MR venography (p=0.625).
CONCLUSION: We have concluded that, in the diagnosis and follow-up of cerebral venous sinus thrombosis, MR venography is the best method; through early diagnosis and proper treatment, the rate of recanalization will be fairly high and mortality will be low. In etiology, besides trombotic conditions, pregnancy and puerperium must be considered as one of the frequent risk factors.

KISA RAPOR
4.
Gebelik ve Postpartum Dönemde Serebrovasküler Hastalıklar
Cerebrovascular Diseases During Pregnancy and Postpartum Period
Sırma Geyik, Hüseyin Çağlayan Özcan, Mehmet Ali Elçi, Yasemin Ekmekyapar Fırat, Ceren Kuşakçı, Aylin Akçalı
doi: 10.5505/tbdhd.2014.28247  Sayfalar 56 - 59
İskemik enfarktlar ve hemorajiler gebelikte ve postpartum dönemde görülebilen nadir fakat tehlikeli komplikasyonlardır. Olguların gebelik sayısı, düşük sayısı, gebeliğin ve postpartum dönemin hangi döneminde başvurduğu, gebelikle ilişkili risk faktörleri (eklampsi, preeklampsi) gebelikle ilişkisiz risk faktörleri ve klinik durumları incelendi. Hastaların yaşları 23-35 arasında olup ortalama yaş 28,7 idi. Hastaların, 6’ sı gebe 4’ ü postpartum dönemdeydi. Hastaların 3’ü son trimesterde, 2’ si 2. trimesterde, 1’i 1. trimesterdeydi. 1 hastanın ilk gebeliği olup diğer 9 hasta multipardı. 2 hastada serebral hemoraji saptanırken, 2 hastada venöz sinüs trombozu (VST), 6 hastada iskemik arteryal enfarkt saptandı. 1 hasta erken dönme ex olurken diğerleri taburcu edildi. 5 hastada koagülopati bozukluğu, 1 hastada kardiyak kökenli emboli, 2 hastada gebelikle ilgili risk faktörü saptanırken 2 hastada altta yatan etyolojik neden saptanamadı. Bu yazıda gebelik döneminde ve postpatum dönemde SVH geçiren hastaları demografik özelliklerini gözden geçirdik.
Ischemic infarcts and hemorrhages are rare but dangerous complications that can be seen during pregnancy and the postpartum period. Parity, number of abortion, timing of presentation of pregnancy and the postpartum period, risk factors associated with pregnancy (eclampsia, pre-eclampsia), risk factors unrelated to pregnancy and clinical conditions of cases were researched. Ages ranged from 23 to 35 years, and the average was 28,7 years. 6 patients were pregnant, 4 patients were postpartum period. 3 patients were in the last trimester, 2 were second trimester, 1 was first trimester. 1 patient was first pregnancy, other 9 patients were multiparous. Cerebral hemorrhage was found in 2 patients, 2 patients had venous sinus thrombosis (VST), 6 patients had ischemic arterial infarction. 1 patient was ex in the early period, others were discharged. Coagulopathy disorder was found in 5 patients, 1 patient was cardiac embolism, pregnancy-related risk factors were identified in 2 patients, but etiology was not found in 2 patients. In this article, we have been reviewed demographic characteristics of patients who suffering from CVD during pregnancy and the postpartum period.

EDITÖRE MEKTUP
5.
Geridönüşümlü Serebral Vazokonstriksiyon Sendromu: Olgu Resmi
Hasan Hüseyin Kozak, Evren Erdener, Pınar Acar, Demet Funda Baş, Ethem Murat Arsava, Mehmet Akif Topçuoğlu
doi: 10.5505/tbdhd.2014.68442  Sayfalar 60 - 61
Makale Özeti | Tam Metin PDF

OLGU BILDIRILERI
6.
Orta Serebral Arter İnfarktı Olan Hastada Gelişen Pulmoner Emboli nedeniyle Birinci Haftanın Sonunda Verilen Trombolitik Tedavi: Olgu sunumu
Thrombolytic treatment given at the and of the first week of stroke due to pulmonary embolism in a patient with middlee cerebral artery infarction
Çetin Kürşad Akpınar, Zeynep Bebek, Hakan Doğru, Kemal Balcı
doi: 10.5505/tbdhd.2014.44154  Sayfalar 62 - 64
Akut iskemik inmenin ilk 4,5 saatinde ve masif pulmoner emboli tedavisinde trombolitik tedavi en sık ve en etkin kullanılan tedavi yöntemidir. Son 3 ay içerisinde iskemik inme geçirmiş olgularda trombolitik tedavinin kesin kontredike olduğu bilinmektedir. Bu yazıda orta serebral arter okluzyonuna bağlı inme geçiren bir olguya inmenin birinci haftasında gelişen pulmoner emboli nedeniyle trombolitik tedavi verilmek zorunda kalındığı anlatılmıştır. Nadir görülen ve zor bir karar gerektiren olgumuz bu yazıda sunulmuştur.
Thrombolytic treatment is the most effective and commonly used method into firs 4,5 hours of acute ischemic stroke and massive pulmonary embolism. It is known that thrombolytic treatment is definitely contraindicated in cases who had an ischemic stroke into last three months. In this paper, it was reported that thrombolytic treatment had given for pulmonary embolism which developed one week after stroke in a case with stroke due to middle cerebral artery occlusion. Here, we presented a case which is rarely seen and required difficulty in deciding.

7.
İskemik serebral enfarktüs sonrası gelişen Ogilvie sendromu olgusu
A case report of Ogilvie's syndrome in an ischemic stroke patient
İlay Hilal Kılıç, İlknur Dönmez, Cihat Uzunköprü, Ayşe Güler, Hadiye Şirin
doi: 10.5505/tbdhd.2014.93063  Sayfalar 65 - 68
Akut kolonik psödoobstrüksiyon, diğer adıyla Ogilvie Sendromu, saptanabilir herhangi bir mekanik obstrüksiyon olmadan kolonda gelişen akut dilatasyonun yol açtığı bir klinik durumdur. Erken tanı ve tedavi prognozu değiştirmektedir(1). 86 yaşında, sağ el dominant, erkek hasta, sağ orta serebral arter (OSA) anterior divizyon sulama alanında gelişen akut iskemik enfarkt nedeniyle nöroloji yoğun bakım ünitemize yatırıldı. Vital bulguları stabil seyreden, saturasyon düşüklüğü, elektrolit bozukluğu olmayan hastada, serebrovaskuler olayın onyedinci gününde batında distansiyon izlendi. 2 gündür gayta çıkışı olmayan hastanın rektal tuşede, rektumu boş saptandı. Lateral dekübit direkt batın grafileri çekildi. Sigmoid volvulustan şüphelenilen hastaya acil batın bilgisayarlı tomografisi çekildi. Batın BT’si ile de sigmoid kolonda mezoaksiyel volvulus düşünülen hastaya gastroenteroloji kliniğinde kolonoskopi yapıldı. Hepatik fleksuraya kadar ilerlendi. Volvulus görünümü izlenmedi. Kolonoskopi sonucunda hastada akut kolonik psödoobstrüksiyon (Ogilvie Sendromu) tanısı konuldu. Konservatif tedaviyle 24 saat sonra gayta çıkışı sağlandı. Bu olguyla, erken tanı ve tedaviyle mortalite ve morbiditesinin azaltılabildiği Ogilvie Sendromunun, serebral enfarktüs sonrası da görülebildiğine ve serebral enfarktüs sendromlu hastalarda batında distansiyon, konstipasyon gelişmesi halinde akılda bulundurulması gereken acil durumlardan biri olduğuna dikkat çekilmiştir.
Acute colonic pseudo-obstruction (ACPO), also known as Ogilvie’s Syndrome, is a clinical condition with acute dilatation of the colon without a provable cause. Early recognition and treatment of the condition is important in order to improve the outcome(1). An 86 year old right handed male patient, with an acute ischemic infarction in the area supplied by the right middle cerebral artery (MCA) anterior divison, was internalised to our intensive care unit of Neurology Department. Seventeen days after onset of the stroke, the patient, whose vitals, blood electrolite levels and oxygene saturation kept stabile developed an abdominal distention. He didn’t have any fecal excretion for 2 days and his rectum was found to be empty on the rectal touche’ examination. His lateral decubit abdominal x-rays were suspicious for sigmoid volvulus. His abdominal CT was also suspicious for mesoaxial volvulus, so the patient underwent a colonoscopy at the gastro enterology department. The colonoscope has reached the hepatic flexure but no volvulus has been observed. As the result of the colonoscopy the patient is diagnosed as acute colonic pseudoobstruction(Ogilvie’s Syndrome). With conservative treatment, fecal excretion has been provided in 24 hours. Here, we want to take attention that, Ogilvie’s syndrome, in which early diagnosis and treatment decreases mortality and morbidity rates, can also be seen in stroke patients and is one of the emergent situations which should be kept in mind for stroke patients who have abdominal distention and constipation.

8.
Nadir bir iskemik inme nedeni: İntravasküler B hücreli lenfoma
A rare cause of ischemic stroke: Intravasculer B cell lymphoma
Şeyma Çiftçi, Ayşe Güler, Fatma Akkoyun, Tuncer Turhan, Neşe Çelebisoy, Hadiye Şirin, Taner Akalın, Mine Hekimgil, Cem Çallı
doi: 10.5505/tbdhd.2014.80664  Sayfalar 69 - 72
İntravasküler B hücreli lenfoma nadir olup, diffüz büyük B hücreli lenfoma grubunun santral sinir sistemini tutabilen agresif bir alt grubudur. Farklı klinik presentasyonlarının olması, lenfadenopati görülmemesi nedeniyle tanı genellikle post-mortem olarak konulur. Damar oklüzyonu sonucu gelişen serebral iskemi, santral sinir sistemi tutulumunda görülebilecek nadir klinik tablolardandır. İskemik inme etiyolojisinde büyük arter aterosklerozu, kardiyoembolizm, küçük damar oklüzyonu önemli yer tutar, fakat yaklaşık %15-40 ında neden ortaya konulamaz.
Bu yazıda inme benzeri ensefalopati tablosuyla başvuran, görüntüleme yöntemleriyle farklı dönemlere ait multipl serebral iskemik lezyonlar saptanan ve yapılan beyin biyopsisi sonucu intravasküler B hücreli lenfoma tanısı alan bir olgu tartışılarak, literatürde olgu bildirimi düzeyinde nadir bir iskemik inme nedeni olarak belirtilen intravasküler B hücreli lenfoma tanısı hakkında farkındalığı arttırmak amaçlanmıştır.
Intravascular B cell lymphoma is rare and an agressive form of large B cell lymphoma which can affect central nervous system. Because of its varied clinical symptoms and the absence of lymphadenopathy, it is generally diagnosed postmortem. Cerebral infarction due to occlusion of arteries can be seen as a rare clinical form of central nervous system involvement. Large artery atherosclerosis, cardiyoembolism and small artery occlusion are the important causes of ischemic stroke but no any cause is detected in %15-40 of all cases.
In this report, with the discussion of a case with ischemia like encephalopathy and multiple cerebral ischemic lesions at different stages in cranial MRI which was diagnosed by the help of brain biopsy as a intravascular B cell lymphoma, it is aimed to take attention intravascular lymphoma as a rare cause of ischemic stroke.

9.
Genç Yaş İskemik İnme Vakasında MTHFR A1298C ve ACE I/D Polimorfizmi
Ischemic stroke in a young man with MTHFR A1298C and ACE I/D polymorphism
Vedat Çilingir, Aysel Milanlıoğlu, Temel Tombul
doi: 10.5505/tbdhd.2014.96658  Sayfalar 73 - 76
İskemik inme dünya genelinde önde gelen mortalite ve morbidite nedenlerindendir. Metilentetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) ve Anjiotensin Converting Enzyme (ACE) genlerini de içeren bir çok genetik mutasyonun iskemik inme ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Vaka raporumuzda ani başlayan sol hemiparezi ve hemihipoestezi nedeni ile başvuran 29 yaşındaki erkek hastayı sunuyoruz. Manyetik Rezonans görüntülemede sağ parietal bölgede multiple akut iskemik infarkt tespit edildi. Yapılan mutasyon analizinde homozigot MTHFR A1298C ve ACE I/D polimorfizmi tespit edildi. Hafif hiperhomosisteinemi dışında iskemik inme etiyolojisine yönelik yapılan araştırmalarda patoloji saptanmadı. Bu vaka homozigot MTHFR A1298C ve ACE I/D polimorfizmi birlikteliğinin iskemik inme etiyolojisinde rol oynayabileceğine işaret etmektedir.
Ischemic stroke is a leading cause of death and disability worldwide. Mutations in several candidate genes involving angiotensin-converting enzyme (ACE) and methylenetetrahydrofolate reductase (MTHFR) gene have been found to be associated with ischemic stroke. This report describes the case of a 29 year-old man who presented with sudden onset left hemiparesis and hemihipoestesia. Magnetic resonance imaging investigations showed acute ischemic infarct in the right parietal region. Mutation analysis revealed homozygout MTHFR A1298C and ACE I/D polymorphisms and laboratory invastigations showed mild hyperhomocysteinemia. No other risk factor was detected for ischemic stroke etiology.

LookUs & Online Makale
w