ISSN 1301-1375 | e-ISSN 2146-9113
Volume : 22 Issue : 1 Year : 2022


Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergisi - Türk Beyin Damar Hast Derg: 22 (1)
Cilt: 22  Sayı: 1 - Nisan 2016
DERLEME
1.
Akut İskemik İnmede Endovasküler Tedavi: Son Bir Yılda Ne Değişti?
Endovascular Treatment In Acute Ischemic Stroke: What Has Changed Over The Last One Year?
Hesna Bektaş, Murat Çabalar, Mehmet Akif Topçuoğlu, Ethem Murat Arsava
doi: 10.5505/tbdhd.2016.24085  Sayfalar 1 - 8
Uzun yıllardan beri randomize çalışmalardan gelen yeterli veri olmamasına rağmen akut iskemik inme tedavisinde yadsınamaz bir yeri olan endovasküler tedavi ile ilgili bilgilerimiz son 3 yıl zarfında hızlı bir değişim göstermiştir. Umut kırıcı ve negatif sonuçlanan ilk çalışmaların ardından peş peşe gelen olumlu sonuçlar endovasküler tedavinin yerini artık geri dönülmez bir şekilde sağlamlaştırmıştır. Bu derlemede endovasküler tedavi alanında yaşanan son gelişmeler yorumlanacak ve ortaya çıkan çelişkili sonuçlardan gerek klinik araştırmalar gerekse klinik pratik perspektifinde hangi mesajların alınması gerektiği tartışılacaktır.
Despite the absence of sufficent data from randomised controlled trials, endovascular treatment has always been considered as a therapeutic option in the setting of acute ischemic stroke. Our knowledge regarding in this field has dramatically expanded over the last three years. Following the initial dissapointing and negative trials, the subsequent positive results observed in a series of studies has consolidated the role of endovascular treatment in patients with acute ischemic stroke. In this review we will comment on the recent developments in the field of endovascular treatment and discuss the messages that underlie the controversial findings observed in these trials.

ÖZGÜN ARAŞTIRMA
2.
Akut İskemik İnmeli Hastalarda Nörovasküler Reaktivite
Neurovascular Reactivity in Patients with Acute Ischemic Stroke
Nevzat Uzuner, Gülnur Tekgöl Uzuner
doi: 10.5505/tbdhd.2016.04809  Sayfalar 9 - 12
GİRİŞ ve AMAÇ: Akut iskemik stroklu hastalarda ve sağlıklı kişilerde transkraniyal Doppler ile motor uyarıya karşılık her iki orta serebral arterdeki kan akım hızı değişikliklerini değerlendirmeyi amaçladık.
YÖNTEM ve GEREÇLER: MCA alanında akut geniş enfarktı olan 82 hasta, MCA alanında akut laküner enfarktı olan 83 hasta ve 21 sağlıklı kontrol incelendi. Her iki MCA’yı eş zamanlı olarak kayıt etmek için uzun süreli TCD monitorizasyon cihazı kullanıldı. Aktive olan kortikal motor alanlardaki kan akım hızı değişikliklerini değerlendirmek amacı ile hastalar 20 saniye boyunca bir saniyelik aralıklarla yumruk sıktılar ve arkasından 20 saniye dinlendiler. Bu şekilde 10 siklus uygulandı. Nörovasküler reaktivite kan akım hızlarındaki yüzdelik değişim olarak hesaplandı.
BULGULAR: Tüm olgularda her iki MCA’da da yumruk sıkma ile belirgin kan akım hızı artışı gözlendi (tüm damarlar için p<0.001). MCA alanında geniş enfarktı olan hastalarda nörovasküler reaktivite (%15,0±9,5) laküner enfarktı olan hastalardakinden (%19,9±11,5) anlamlı derecede daha düşüktü (p<0,007).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bulgularımız tek taraflı serebrovasküler iskemik olayların her iki MCA’daki kan akımını etkileyebileceğini ve geniş enfarklı hastaların tersine laküler enfarklı hastalarda nörovasküler reaktivitenin korunduğunu göstermektedir.
INTRODUCTION: We aimed to assess the motor evoked blood flow velocity (BFV) changes in both middle cerebral arteries (MCA) using transcranial Doppler (TCD) monitoring in patients with acute ischemic strokes and healthy subjects.
METHODS: Eighty-two patients with acute territorial infarction in the MCA territory, 83 patients with acute lacunar infarction in MCA territory and 21 control subjects were investigated. A long term TCD monitoring device was used for the simultaneous recording of both MCA during 10 cycles of 20 seconds while the subjects performed hand gripping with a frequency of one per second, and subsequently 20 seconds when they were resting to assess BFV changes on activated cortical motor areas. Neurovascular reactivity was defined as a relative increase in blood flow velocities which were calculated as the percentage change in baseline value.
RESULTS: Hand gripping showed a marked rise in the blood flow velocities in both MCAs in all subjects (p<0.001 for all vessels). Patients with territorial infarction had significantly lower neurovascular reactivity (15.0%±9.5) than those of patients with lacunar infarction (19.9%±11.5 p<0.007).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Our results suggest that unilateral cerebrovascular ischemic events can affect blood flow in both MCAs in patients with acute ischemic events in the MCA territory, and neurovascular reactivity was preserved in patients with lacunar stroke in contrast to territorial stroke.

3.
Akut iskemik inmede intraarteryel trombolitik tedavi: Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği deneyimi
Intra-Arterial Thrombolytic Therapy İn Acute İschemic Stroke: Uludag University Medical Faculty Neurology Clinic Experience
Aylin Bican Demir, Furkan Sarıdaş, Özlem Taşkapılıoğlu, Ömer Fatih Nas, Bahattin Hakyemez, Mustafa Bakar
doi: 10.5505/tbdhd.2016.67044  Sayfalar 13 - 17
GİRİŞ ve AMAÇ: İnme ölüm nedenleri arasında 3. sırayı almaktadır ve fonksiyon kaybının başta gelen nedenlerindendir. Tüm inmelerin %80’den fazlası iskemik kökenlidir. Akut iskemik inme hızlı tedavi gerektiren acil bir durumdur. Çalışmamızda kliniğimizde intra-arteriyel tedavi uygulanan hastalarımızın sonuçlarını paylaşmak istedik.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamızda 2008-2013 yılları arasında hastanemiz acil servisinde nörolojik defisiti olup CT’de kranyal hemoraji olmayan ve Girişimsel Radyoloji departmanınca DSA eşliğinde intraarteryel trombolitik tedavi uygulanan 40 hastanın retrospektif olarak biriktirilen verileri değerlendirildi.
BULGULAR: Çalışmaya yaş ortalaması 63,5 olan 13’ü kadın (32,5%) toplam 40 akut iskemik inme tanılı hasta alındı. İlk geliş NIHS değerleri ortalama 20,5(7-29) 24. Saatte ise 16(7-24) saptandı. Hastalara ortalama 12 mg (6-20 mg) intra-arteryel trombolitik dozu uygulandı. Intra-artelyel tedavi sonrası 24. saat NIHS skoru ortalamasında azalma gözlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Günümüzde akut iskemik inme tedavisinde intra-arteriyel tedavi uygulanmaktadır. Bulgularımız, akut iskemik inme tedavisinde kullanılan IArt-PA’nın güvenli bir tedavi olduğunu ve ilk 3 ayda fonksiyon kaybını azalttığını göstermektedir. Bu çalışma ile, intra-arteriyel trombolitik tedavi deneyimlerimizi paylaşmak ve geniş serilerin verilerine ihtiyacını vurgulamak istedik.
INTRODUCTION: Stroke as a cause of death ranks 3rd in our country as well as in the world. Furthermore, it causes a loss of labor especially with middle-aged patients because it generates morbidity. While more than 80% of the strokes are of ischemic origin, you get good and rapid results with acute ischemic stroke treatment. We want to present data of our patients who had intra-arterial treatment in our clinic.
METHODS: In our study, between the years 2008-2013, we 40 patients were evaluated retropectively collected data in our a neurological emergency intra-arterial thrombolytic therapy accompanied with DSA by radiology department to the patients who were admitted to the emergency department with stroke and had deficit in the neurological examination but non-cranial hemorrhage on CT.
RESULTS: There were 27 (67.5%) male and 13 (32.5%) female patients and the average age was 63.5 (23-78). The NIHSS scores were 7 – 29 (20.5 on average) and the first initial neurological examination. The intra-aretriel thrombolytic dose applied to the patients was 12 mg (6-20mg). The NIHSS scores after 24 hours were between 7 – 24 (6-20mg on average). After the Intra-arterial treatment was observed reduction in the average score NIHS on the 24 hours.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Nowadays, intra-arterial therapy in acute ischemic stroke treatment, which is approved, is applied. We observed that the clinical status of the patients who had complete recanalisation and partial recanalisation were better in their 3th month. With this study, we wanted to share our experience in intra-arterial thrombolytic therapy and emphasize the need of larger series of data in literature

EDITÖRE MEKTUP
4.
Subaraknoid Kanama ile Prezente Olan Serebral Venöz Sinüs Trombozu Olgusu
A Cerebral Venous Sinus Thrombosis Case Presenting With Subarachnoid Hemorrhage
Bilge Koçer, Emrah Aytaç, Selim Selçuk Çomoğlu
doi: 10.5505/tbdhd.2016.32559  Sayfalar 18 - 20
Makale Özeti | Tam Metin PDF

OLGU BILDIRILERI
5.
Talamik Hemorajiye Bağlı Gelişen Hemiballismus: Olgu Sunumu
Hemiballismus That Develops upon Thalamic Hemorrhage: A Case Report
Aybala Neslihan Alagoz, Semra Alaçam Köksal, Bilgehan Atılgan Acar, Türkan Acar, Ayhan Bölük
doi: 10.5505/tbdhd.2016.77598  Sayfalar 21 - 24
Hemikore; vücudun bir yarısını içine alan ani, spazmodik, düzensiz, kısa süreli, parmak, el, kol, yüz, dil veya baş hareketleridir. Ballismus kavramı ise yüksek amplitüdlü, şiddetli, savurma ya da atma şeklindeki hareketleri tanımlar. Hemikore-hemiballismus akut inme geçiren hastalarda en sık bildirilen hareket bozukluklarıdır. Kontralateral subtalamik nükleusun etkilenmesine bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülse de, ilerleyen yıllarda bazal ganglionların, afferent ve efferent subtalamopalidal yollarını kesen değişik lezyonlarında da koreik ve ballistik hareketlerin olduğu bildirilmiştir. Bu makalede 63 yaşında kadın hastada; talamik hemoraji sonrası gelişen hemiballismus olgusu sunulmuştur.
Hemichorea is characterized by sudden, spasmodic, irregular, short-term finger, hand, arm, face, tongue or head movements including one half of body. Ballismus concept defines the high-amplitude, violent, centrifugal or throwing motions. Hemichorea-hemiballismus are the most frequently reported movement disorders in patients with acute stroke. Even if it is believed to occur depending on the effect on contralateral subthalamic nucleus; it has been reported that in the following years there have been choreic and ballistic movements in various lesions intersecting the afferent and efferent subtalamopalidal paths of basal ganglion. In this article; hemiballismus, which has developed after thalamic hemorrhage, of an 63 year old female patient is presented.

6.
Atipik Klinik ve MR Bulgulari Olan Subakut Sklerozan Panensefalit Vakası
Subacute Sclerosing Panencephalitis With Atypical Clinical and MRI Findings
Buse Rahime Hasırcı, Dilek Ağırcan, Münevver Okay, Asuman Orhan Varoğlu, Abdulkadir Koçer
doi: 10.5505/tbdhd.2016.94824  Sayfalar 25 - 28
Subakut sklerozan panensefalit(SSPE) santral sinir sistemini etkileyen progresif, enflamatuar bir hastalıktır ve kızamık virusunun neden olduğu yavaş virüs enfeksiyonudur. Tipik nörolojik bulgular psikomotor bozukluk, ilerleyici zeka bozukluğu, myoklonik jerkler ve davranış değişikliği, bazen de piramidal semptomlardır. 10-14 yaş arası çocukları etkiler. Biz görme kaybı, nöbetler ve nonspesifik EEG bulguları ile prezente olan 17 yaşında geç başlangıçlı, hızlı progresyon gösteren atipik bir SSPE vakası sunmayı amaçladık. Bu vaka atipik klinik bulguları ve başlangıçta görülmeyip sonradan ortaya çıkan MR bulguları nedeniyle tanıda şüphelenilmesi gerekliliğine dikkat çekmektedir.
Subacute sclerosing panencephalitis (SSPE) is a progressive inflammatory disorder of the central nervous system and a slow virus infection caused by aberrant measles virüs. Typical neurological manifestations include psychomotor impairment, progressive intellectual deterioration, myoclonic jerks and behavioral changes, with or without pyramidal symptoms. It usually affecting people aged 10 to 14 year. We report the case of an 17-year-old girl presenting with initial symptom of visual loss, seizures, a lack of SSPE specific EEG pattern, late onset and atypical fast progression of disease. The case highlights the importance of atypical clinical findings of SSPE at onset and also firstly disappearing, then appearing MRI findings at sequential images which can complicate the accurate diagnosis. High suspicion is needed because of its rareness.

7.
Nazofarinks Karsinoma Bağlı İnternal Karotis Arter İnvazyonu Sonucu Gelişen İskemik İnme Olgusu
Ischemic Stroke Case as a result of Internal Carotid Artery Invasion due to Nasopharynx Carsinoma
Yıldız Arslan, Ali Çayır, Yeliz Pekçevik, Yaşar Zorlu
doi: 10.5505/tbdhd.2016.40427  Sayfalar 29 - 31
GİRİŞ: Nazofarinks kasinomunda radyoterapi(RT),radyoterapi/kemoterapi(KT) alan veya almayan hastalarda iskemik inme görülme insidansı normal populasyona göre daha yüksektir. RT ve KT’ye bağlı karotis stenozu ve serebrovasküler hastalıklar ağır dizabiliteye ve ölüme neden olabilirler. RT’nin geç komplikasyonu olarak, karotis arterde gecikmiş diffüz ateroskleroz ve oklüzyon yıllar içinde gelişebilir, mekanizmanın multifaktöryel olduğu düşünülmektedir. Bu makalede, nazofarinks karsinomaya bağlı direkt tümör invazyonu ve RT sonucu intrakranial internal karotis arter (IKA) stenozu sonrası gelişen iskemik inme olgusu bildirilmektedir.
OLGU: 43 yaşında erkek hasta kliniğimize sol kolda güçsüzlük şikayeti ile başvurdu. Sağ IKA alanında parçalı difüzyon kısıtlılığı görülmesi üzerine, hastaya iskemik inme tanısıyla antiagregan tedavi başlandı. Özgeçmişinde 2 yıl önce ileri evre nazofarinks karsinoma tanısı aldığı ve ilk tanı konulduğunda RT aldığı ve sonrasında KT ile devam edildiği öğrenildi. Kranial magnetik rezonans görüntüleme(MRG)‘de sağ IKA çevresinde tümöral invazyon ve bası nedeniyle stenoz gözlendi.1 yıl önce kavernöz sinus invazyonu sonrası sağ gözde 3.4.6.kranial sinir parezisi mevcut olan hastanın sol üst ekstremitede saptanan 3/5 parezi taburculuğunda +4/5 kas gücüne geriledi.
SONUÇ: Bu bildiride, nazofarinks karsinomaya bağlı gelişen inmenin, RT etkisi yanısıra direkt intrakranial IKA tümör invazyonu sonucu da oluşabileceği vurgulanmak istenmiştir.
INTRODUCTION:
The incidence of ischemic stroke in patients with or without radiotherapy (RT), radiotherapy / chemotherapy (CT) is higher than the normal population in nasopharynx carsinoma. Carotid stenosis and cerebrovascular diseases due to RT and KT can cause severe disability and death. As a late complication of RT, late onset diffuse carotid artery atherosclerosis and occlusion may occur over the years, the mechanism is considered to be multifactorial. In this article, ischemic stroke occurrence due to direct tumor invasion of nasopharyngeal carcinoma and intracranial internal carotid artery (ICA) stenosis after RT, have been reported.
CASE:
A 43 year old male patient presented to our clinic with the complaint of left arm weakness. In right ICA area pieced diffusion limitation were seen, antiplatelet therapy with a diagnosis of ischemic stroke were begun. It was learned that he had been diagnosed with nasopharyngeal carcinoma 2 years ago and at the first diagnosis RT had been given and subsequently continued with chemotherapy. Tumoral invasion around right ICA and stenosis were seen in MRI. Because of cavernous sinus invasion one year ago, 3.4.6.cranial nerve palsy were determined in his right eye. Right arm 3/5 paresis were meliorated to +4/5 paresis during hospitalization.
CONCLUSION: In this paper, ‘ischemic stroke due to nasopharyngeal carsinoma can occur because of RT and direct intracranial ICA tumor invasion’ wanted to be emphasized.

8.
Nadir Bir Sendrom: Balint Sendromu
A Rare Syndrome: Balint Syndrome
Gülnur Tekgöl Uzuner, Özge Keleş, Nevzat Uzuner
doi: 10.5505/tbdhd.2016.30085  Sayfalar 32 - 36
Balint sendromu en sık bilateral oksipital ve parietal alanların hasarını takiben görme alanını algılama yeteneğini etkileyen, nadir görülen bir sendromdur. Bu sendromun simultanagnozi, optik ataksi ve okulomotor apraksi şeklinde triadı vardır. Bu sendromda simultanagnozi anahtar rol oynamaktadır. Altmış iki yaşında görme kaybı şikayeti ile başvuran erkek hasta polikliniğimizde değerlendirildi. Hastanın nörolojik muayenesinde, hastanın tam körlükten ziyade görme alanını algılamada bir takım kusurlarının olduğunu farkettik. Hastanın simultanagnozi, optik ataksi ve okulomotor apraksisi mevcuttu. Serebral MR’ında bilateral parietal ve oksipital alanlarda çok sayıda infarktların olması Balint sendromunu aklımıza getirdi. Bu olgu ile nadir görülen Balint sendromunu sunmaya çalıştık.
Balint’s syndrome is a rare disorder affecting the ability to perceive the visual field as a whole, most commonly following damage to the bilateral occipital and parietal regions. This syndrome has three components as simultanagnosia, optic ataxia, and oculomotor apraxia. Simultanagnosia play a key role in this syndrome. Sixty-two years old male patient who applied the blindness symptom has been evaluated in outpatient clinic. We observed that there are some deficits in perceive of visual field rather than blindness in neurologic examination of the patient. He had simultanagnosia, optic ataxia and oculomotor apraxia. There are multiple infarcts in bilaterally occipital and parietal regions in the patient’s cerebral MRI. In this case, we have present a rare disorder of the Balint’s syndrome.

9.
Psikiyatrik semptomların eşlik ettiği bilateral talamik enfarkt: olgu sunumu
bilateral thalamic infarction with psychiatric symptoms: case report
Betül Tekin Güveli, Ahmet Nalbant, Metin Dedei Daryan, Batuhan Kara, Cengiz Dayan, Dilek Ataklı
doi: 10.5505/tbdhd.2016.62533  Sayfalar 37 - 40
Giriş: Talamus, çeşitli duyuların serebral korteksteki primer duyu merkezine iletilmesi, serebellum ve bazal gangliyonlardan gelen hareket ile ilgili bilgilerin serebral korteksin motor bölgelerine iletilmesinde önemli rolü olan gri cevher kitlesidir. Talamusun vasküler lezyonları etkilenen çekirdeğe bağlı olarak farklı sendromlarla ortaya çıkabilir. Bu yazıda, akut gelişen kişilik ve davranış değişiklikleri olan ve bilateral talamus enfarktı tespit edilen olgumuz sunulacaktır. Olgu: Kırk yaşında erkek hasta ani gelişen, aşırı uyuma ve davranış değişiklikleri şikayetiyle psikiyatri acil servisine getirildi. Nörolojik muayenesi kooperasyon kısıtlılığı ve dizartri dışında normaldi. Difüzyon MR incelemesinde, diffüzyon serilerde bilateral talamik paramedian bölgelerde hiperintensite, ADC serilerde sağda hipointensite mevcuttu. Klinik takibi sırasında hastanın zaman zaman görsel halüsinasyonları oldu ve intihar girişiminde bulundu. Psikiyatri uzmanı tarafından “genel tıbbi duruma bağlı psikotik bozukluk” tanısı ile olanzapin 10 mg/gün başladı. Etyolojik incelemeleri normaldi. Klinik olarak düzelen hasta yatışının 10. gününde taburcu edildi. Sonuç: Tüm iskemik SVH içinde bilateral talamik infarktlar oldukça nadirdir ve tipik olarak bilinç değişiklikleri, bakış paralizisi ve hafıza bozukluklarına neden olur. Bilateral talamik enfarktda etyolojik olarak en sık neden kardiyoembolizmdir ve prognoz genellikle iyidir. Talamik enfarktlar, lezyon yerlerine göre çeşitlilik gösteren bir kinik spektrum oluşturabilir hatta sadece psikiyatrik semptomlarla karşımıza çıkabilirler. Bu nedenle psikiyatrik hastalık öyküsü olmayan bir hastada akut ya da subakut başlayan kişilik ve davranış değişikliklerinde talamik lezyonlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Introduction: Thalamus is a mass of gray matter, which plays a role in the transmission of sensory and motor information to the primary sensory and motor centers of the cerebral cortex, cerebellum and basal ganglia. Vascular lesions of thalamus may occur in different syndromes depending on the affected nuclei. In this report, a case with acute evolving personality and behavior changes and detected bilateral thalamic infarction will be presented. Case: A 40-year-old male patient was brought to the psychiatric ER with complaints of acute excessive sleep and behavioral changing. His neurological examination was normal except for limited cooperation and dysarthria. There was hyperintensity in bilateral paramedian thalamic regions in diffusion MRI and hypointensity in the right side in the ADC. During clinical observation the patient occasionally had visual hallucinations and attempted suicide. The psychiatrist diagnosed the patient with psychotic disorder due to his general medical condition and olanzapine 10 mg / day was prescribed. Etiological tests were normal. The patient was discharged after clinical improvement on the tenth day of hospitalization. Conclusion: Bilateral thalamic infarcts are very rare in all ischemic cerebrovascular diseases and typically result in changing of consciousness, gaze palsy and memory. The most common etiological cause of bilateral thalamic infarct is cardioembolism and the prognosis is generally good. Thalamic infarcts have a clinical spectrum varying according to the location of the lesion and may even just be present with psychiatric symptoms. In acute or subacute personality and behavior changes in a patient with no history of psychiatric disorders, thalamic lesions should be considered.

10.
Ciddi Vertigo ve İşitme Kaybı ile Seyreden Bilateral Anterior İnferior Serebellar Arter Enfarktı
Bilateral Anterior İnferior CerebellarArtery Infarction
Adile Ozkan, Çağdaş Balcı, Halil Murat Şen, Gürhan Adam, Handan Işın Özışık Karaman
doi: 10.5505/tbdhd.2016.85047  Sayfalar 41 - 44
Anterior inferior serebellar enfarktlar nadir olarak görülür ve bilateral AİCA enfarktları literatürde çoğunlukla olgu bildirimi şeklinde görülür. Burada, ciddi vertigo, bulantı ve kusma ile prezente olan nadir görülen bilateral AİCA olgusu sunulmuştur.
89 yaşında hadın hasta vertigo, tinnitus, bulantı, kusma ve işitme kaybı şikayeti ile başvurdu. Nörolojik muayenesinde, dizartrik konuşma, horizontal nistagmus, bilateral periferik fasiyal paralizi, sağ trigeminal hipoestezi ve hafif ataksi tespit edildi.Sol kulak odiyogram incelemesinde hafif sensorinöral işitme kaybı (%30)tespit edildi. Kraniyal MR görüntülemesinde bilateral AİCA enfarktı saptandı. Ek olarak kraniyal MR anjiografisinde bilateral posterior serebellar arter hipoplazisi ve basiller arter stenozu mevcuttu. Semptomlar antiplatelet tedavi ile kısmen düzeldi. Bu vakadaki gibi vertigo şikayeti olan olgularda, AİCA enfarktları akılda tutulmalı ve detaylı nörolojik muayene yapılmalıdır.
Anterior inferior cerebellar (AICA) infarctions are rarely seen, and bilateral AICA infarctions are mostly seen in the literature as case reports. Herein, a rare case with bilateral AICA infarction with severe vertigo, nausea and vomiting is presented.
A sixty-nine-year-old woman was seen with the complaints of vertigo, tinnitus,nause, vomiting and hearing loss. In neurological examination, a dysarthric speech, horizontal nystagmus, bilateral peripheral facial palsy, right trigeminal hypoesthesia and mild ataxia were also noted. Mild sensorineural hearing loss (%30) was detected in the left ear through audiogram examination. In cranial MR imaging, a bilateral AICA infarction was reported. In addition, there were also bilateral hypoplastic posterior cerebral artery (PCA) and basilar artery stenosis in cranial MR angiography. The sympomts were partially disappeared following anti-platelet treatment. As in this case, in a patient with vertigo, AICA infarct should be kept in mind and detailed neurological examination should be performed.

LookUs & Online Makale
w