ISSN 1301-1375 | e-ISSN 2146-9113
Volume : 7 Issue : 2 Year : 2022


Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergisi - Türk Beyin Damar Hast Derg: 7 (2)
Cilt: 7  Sayı: 2 - Ağustos 2001
ÖZGÜN ARAŞTIRMA
1.
İskemik inmede TOAST (Trial of Org 10172 in Acute Atroke) kriterleri kullanılarak etyolojik subtiplerin belirlenmesi ve karşılaştırması
Identification and comparison of etiologic subtypes in ischemic stroke according to the TOAST (Trial of Org 10172 in Acute Stroke) criteria
Babür Dora, Sevin Balkan
Sayfalar 35 - 39
GİRİŞ ve AMAÇ: İskemik inmenin etyolojisi prognozu ve tedavi yaklaşımını etkiler ve inme subtipinin hızlı bir şekilde belirlenmesi hem hekimin yaklaşımı hem de klinik inme çalışmalarının organizasyonu açısından önemlidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Nöroloji kliniğinde tedavi gören 210 iskemik inmeli hasta retrospektif olarak taranılarak bu hastalarda serebrovasküler risk faktörleri, tutulan damar, karotis doppler bulguları ve EKO bulguları kaydedildi ve hastalar klinik ve laboratuar bulgularına dayanarak güvenilir etyolojik bir klasifikasyon sistemi olan TOAST (Trial of Org 10172 in acute stroke) kriterlerine göre sınıflandırıldı. Bu sınıflamaya göre hastalar 5 subtipe ayrılmaktadır: büyük arter aterosklerozu, kardioembolizm, küçük damar oklüzyonu, diğer etyolojik sebeplere bağlı olanlar ve etyolojisi belirlenemeyen infarktlar.
BULGULAR: Hastalardan 16’sı (%7.6) büyük arter aterosklerozu, 50’si (%23.8) kardiak embolizm, 28’i (%13.3) küçük damar oklüzyonu, 2’si (%0.9) diğer etyolojik nedenler ve 114’ü (%54.3) etyolojisi belirlenemeyen grubunda yer aldı. Etyolojisi belirlenemeyen inmeler grubundaki 114 hastadan 15’inde (%13.2) birden fazla olası etyoloji saptandı.TOAST grupları arasında yaş, cinsiyet, serebrovasküler risk faktörleri (hipertansiyon, DM, hiperkolesterolemi, TİA, geçirilmiş serebrovasküler hastalık, aterosklerotik kalp hastalığı), vasküler lokalizasyon ve exitus oranı açısından fark bulunamadı. Kardioembolizm grubunda TOAST kriterlerine göre orta ve yüksek dereceli kardiak risk faktörleri arasında yer almayan EKO bulgularından 1 ve 2. dereceden mitral yetmezliği ve sol atrial dilatasyon diğer gruplara göre anlamlı derecede yüksekti (p<0.005).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu faktörlerin kardioembolik grupta bu kadar sık görülmesi ve diğer kardiak risk faktörlerinden bağımsız olarak bulunması MY ve SAD’un da kardioembolik bir risk faktörü olarak ele alınması gerektiğini düşündürmektedir.
INTRODUCTION: The etiology of ischemic stroke affects the prognosis and therapeutic approach and fast determination of stroke subtype is essential for the treatment choice of the physician and organisation of clinical stroke studies.
METHODS: Two-hundred and ten patients with ischemic stroke who had been followed in the neurological clinic of the Akdeniz University, were studied retrospectively and cerebrovascular risk factors, vascular localisation, carotid doppler ultrasound findings and results of echo-cardiography were determined and the patients were classified according to the TOAST (Trial of Org 10172 in acute stroke) criteria which is a valid etiological classification system in stroke. The TOAST criteria divide patients with ischemic stroke into 5 categories: large artery atherosclerosis, cardioembolism, small vessel occlusion, other causes of stroke and infarcts of undetermined cause.
RESULTS: Sixteen (7.6%) of our patients were classified as large artery atherosclerosis, 50 (23.8%) as cardioembolic, 28 (13.3%) as small vessel disease, 2 (0.9%) as other causes and 114 (54.3%) had an undetermined cause of stroke. İn the group with an undetermined cause 15(13.2%) patients had two or more probable etiologies.
There were no differences between the TOAST subgroups in regard to age, gender, cerebrovascular risk factors, vascular localisation and death rates. We found that mitral valve insufficiency (MY) and left atrial dilatation (SAD), which are not regarded as medium or high risk factors for cardioembolism according to the TOAST criteria, were significantly (p<0.005) overrepresented in the cardioembolism group.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The fact that these factors are so frequent in the cardioembolism group and that they are independently seen from other cardiac risk factors leads us to the conclusion that MY and SAD should also be considered as cardioembolic risk factors.

2.
Hiperlipideminin beyinsapı kısa ve uzun latanslı (P300) işitsel uyarılmış potansiyeller ile kognitif fonksiyonlar üzerine etkisi
The effect of hyperlipidemia on the short latency and long latency (P300) brainstem auditory evoked potentials and cognitive functions
Hatice Mavioğlu, Hikmet Yılmaz, Serpil Karaca, Rengin Artuğ, Deniz Selçuki
Sayfalar 41 - 45
GİRİŞ ve AMAÇ: Ateroskleroz, yaygın damar patolojisine neden olarak demansı da içeren birçok nörolojik tablonun ortaya çıkmasına yol açar. Aterosklerozun risk faktörlerinden biri de hiperlipidemidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışma, hiperlipideminin kısa latanslı beyinsapı işitsel (BSİUP), uzun latanslı endojen işitsel (P300) uyarılmış potansiyeller ve kognitif fonksiyonlar üzerine etkisini araştırmak üzere planlandı. Çalışmaya hiperlipidemi dışında ateroskleroz açısından risk faktörü olmayan 32 hasta ile aynı yaş, cins ve eğitim düzeyinde 20 kontrol hastası alındı. Biokimyasal tetkik olarak kollestrol, trigliserid, HDL ve LDL bakıldı. Hastalara ve kontrol grubuna BSİUP, P300 (P3) kayıtlamasına ek olarak 7 alt testi olan Kısa Mental Durum Testi (KMDT) yapıldı. BSİUP kayıtlarından I-III, III-V, I-V interpik latansları, olaya bağlı potansiyellerden N200 (N2) ve P300 (P3) latans ve amplitüdleri, KMDT toplam ve alt skorları değerlendirildi. Hiperlipidemili ana grup ile kollestrol ve trigliseridin birlikte yüksek olduğu ve sadece kollestrolün yüksek olduğu alt grupların değerleri kontrol grubu ile karşılaştırıldı.
BULGULAR: Kısa latanslı işitsel uyarılmış potansiyeller ve KMDT yönünden her iki grup arasında anlamlı bir fark gözlenmedi. Hiperlipidemi ve alt gruplarında P3 latansı kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde uzun bulundu. Kollestrol düzeyi ile P3 ve N2 latansı arasında doğru, bellek ve oryantasyon skoru ile ters ilişki bulundu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışma verilerine dayanarak kognitif fonksiyonları değerlendirirken hiperlipideminin de olası bir risk faktörü olarak dikkate alınması gerektiğini söyleyebiliriz.
INTRODUCTION: Atherosclerosis causing wide vessel pathology may present with various neurological symptoms including dementia. One of the risk factors of atherosclerosis is hyperlipidemia.
METHODS: This study was planned to examine the effect of hyperlipidemia on short latency brainstem auditory (BSİUP) and long latency endogenous (auditory P3) evoked potentials and cognitive functions. 32 patients without any risk factor for atherosclerosis except hyperlipidemia and 20 control individuals of similar age, sex and education status were included in the study. Cholestrol, tryglycerid, HDL and LDL were determined for biochemical examination. Besides BSİUP, P3 were recorded. Short Mental State Test (SMST) were applied to patients and controls. From BSİUP recordings, I-III, III-V, I-V interpeak latencies, from event related potentials N200 and P3 waves latency and amplitude and SMST total and the subtests scores were evaluated. The data of hyperlipidemia group and subgroups, which include both cholestrol and trigliserid were high and only cholestrol was high, were compared with the controls data.
RESULTS: No difference between groups in terms of BSİUP and SMST were found. P3 latency was significantly longer in hyperlipidemia and its subgroups compared to control group. A positive correlation between cholestrol and P3 and N2 latency and a negative correlation between cholestrol and memory and orientation scores were found.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Taking the data of this study into consideration, we can comment that hyperlipidemia should be regarded as a risk factor when evaluating cognitive functions.

3.
Serebrovasküler trombo-embolide yaş ve hemogram parametrelerinin prognoza etkisi
The effects of hematological parameters on prognosis in ischemic infarction
Süber Dikici, Yılmaz Ütkür
Sayfalar 47 - 50
GİRİŞ ve AMAÇ: .
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışma Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil ve İlk Yardım Servisine başvurup Nöroloji servisine serebro vasküler trombo emboli ön tanısı ile yatırılan, klinik ve Radyolojik olarak, tanısı kesinleşen 108 hasta ilk 24 saatteki hematolojik parametreleri ve bilgisayarlı beyin tomografi sonuçları Rankin kriterlerine göre değerlendirildi.
BULGULAR: Çalışmaya katılan olguların 44’ü kadın (%40.7), 64’ü erkek (%59.2)di. Yaşlar 32-85 yıl (ort. 62.25 ±10.37) arasında değişmekte idi. Hastaların yaş, cins, lökosit, granülosit, hemoglobin, hematokrit, trombosit düzeyleri birer birer Rankin skorlaması ile karşılaştırıldı
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu parametrelerin prognoz üzerine birebir etkileri istatistiksel olarak gösterilemedi (p>0.05).
INTRODUCTION: .
METHODS: In this study, 108 cases who were admitted to Emergency Service and hospitalized at Neurology Department of Dicle University were evaluated, all had stroke and their diagnosis were confirmed with computerized cranial tomography and clinical findings. The hematological parameters and computerized cranial tomography findings within 24 hours of stroke were classified according to Rankin criteria.
RESULTS: 44 of cases were female(40.7%) and 64 were male(%59.2), they were between 32 to 85 of age, mean age was 62.25±10.37. Patients age, sex, leukocyte, granulocyte, hemoglobin, hematocrite, thrombocyte counts were defined by Rankin criteria.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Statically, none of these parameters were found to be directly correlated with prognosis (p>0,005).

TIP HABERI
4.
PROGRESS çalışması ve sonuçları
Results of PROGRESS study
Gazi Özdemir
Sayfalar 51 - 56
Makale Özeti | Tam Metin PDF

OLGU BILDIRILERI
5.
Medyal bulber infarkt: altı olgu
Medıal medullary infarction: six cases
Nerses Bebek, Rezzan Tuncay, Yakup Krespi, Bekir Tuğcu, Oğuzhan Çoban, Sara Bahar
Sayfalar 57 - 61
Medyal bulber infarkt (MBİ) arka sistem iskemik inme olgularının % 1'den azını oluşturur. Literatürde az sayıda vaka bildirilmiş olmasına karşın, MR’ın rutin uygulamaya girmesi ile giderek daha çok sayıda vaka tanınmaya başlanmıştır. MBİ’ın ipsilateral dil, kontralateral hemiparezi ve derin duyu kusurundan oluşan klasik triadı vardır. Bu çalışmada 1994-2000 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi İnme Veri Bankasına kayıtlı, kranyal MR incelemelerinde, MBİ’ı olan 6 hasta değerlendirildi. Tüm olgularda karşı beden yarısında hemiparezi, dördünde zaaf ile aynı tarafta santral tipte yüz felci vardı. Olguların beşinde hemiparezi ile aynı tarafta derin ve yüzeyel duyu kusuru saptandı. İpsilateral hipoglossus felci tek olguda gözlendi. İnfarkt tüm olgularda bulbusun üst-anteromedyal bölgesinde olup, bir olguda lateral bulber, diğer bir olguda alt pons bölgesini de içermekteydi. Doppler-ultrasonografi incelemesinde 2 olguda ipsilateral, iki olguda iki yanlı vertebral arter darlık/tıkanma bulguları saptandı. MR anjiyografi incelemeleri Doppler-ultrasonografi bulguları ile uyumlu idi. Olguların hiçbirinde klasik MBİ bulguları saptanmamıştır. İnfarkta yol açan en önemli neden vertebral arterin aterotrombotik tıkanmasıdır. İki olguda laküner sendrom bulguları vardır. Muayene bulguları klasik medyal bulber infarkt ile bağdaşmayan veya laküner sendrom ile başvuran hastalarda, Doppler-ultrasonografi ile vertebral arterlerde darlık/tıkanma varlığını gösteren bulguların saptanması dikkati infratentoryel bölgeye yöneltebilir. Bu durumda yapılacak olan beyin MR incelemesi, medyal bulber infarkt olgularının tanınmasına ve uygun yöntemlerle tedavi edilmesine yardımcı olabilir.
Medial medullary infarcts (MMI) constitute less than 1% of all posterior circulation ischemic strokes. There are few cases reported in the litterature but with more widespread use of magnetic resonnance imaging, this syndrome is now more readily recognized. The classical clinical triad consists of ipsilateral lingual paresis, contralateral hemiparesis and decreased vibration and position sense. In this study 6 cases with medial medullary infarction on MRI registered in Istanbul Medical Faculty Stroke Databank between 1994-2000 were evaluated. Contralateral hemiparesis was found in all patients and in four of them there was ipsilateral central facial paresis. In five cases deep and superficial sensory loss were found on the paretic side. One patient had ipsilateral hypoglossal nerve paresis. The infarct was situated in all cases on upper-anteromedial portion of the medulla, lateral medullary region and lower pontine segments were involved each in one patient. Doppler ultrasonographic studies revealed findings compatible with stenosis/occlusion of ipsilateral vertebral artery in two cases and of both vertebral arteries in two other cases. These findings were comparable with MR angiographic findings. Classical MMI findings were not detected in any patient. The most important cause was the atherotrombotic occlusion of the vertebral artery. Two patients presented with lacunar syndrome findings. For patients having a lacunar syndrome or a clinical presentation different from the classical triad of MMI, doppler ultrasonography could reveal a vertebral artery stenosis/occlusion and thus point to an infratentoriel pathology. In this condition MRI could be helpful to identify the MMI and to apply the favorable treatment.

6.
İnternükleer oftalmopleji ve serebellar ataksi: iki olgu sunumu
Internuclear ophtalmoplegia and cerebellar ataxia: two cases
Yakup Krespi, Ebru Aykutlu, Oğuzhan Çoban, Rezzan Tuncay, Sara Bahar
Sayfalar 63 - 65
Klasik laküner sendromlar dışında derin hemisferik veya beyin sapı lokalizasyonlu küçük derin infarktlar sonucu ortaya çıkan birçok sendrom atipik laküner sendrom grubunu oluşturur. Bu sendromlar içinde tek taraflı internükleer oftalmopleji (INO) ile birlikte serebellar ataksi varlığı daha önce bildirilmemiştir. Elli yedi yaşındaki kadın hasta akut yerleşimli bilateral serebellar appendiküler ataksi ve sağ INO, 67 yaşındaki erkek hasta da akut sağ serebellar appendiküler ataksi ve sol INO bulguları ile kliniğimize başvurdu. Her iki olguda da hipertansiyon dışında bir özgeçmiş özelliği yoktu ve MR incelemesiyle kaudal mezensefalon düzeyinde tegmentumda paramedyan yerleşimli lakün boyutlarında infarkt alanı gösterildi. Bu düzeyde medyal longitudinal fasikül tutulumunun INO’ya yol açtığı, bu bölgeye komşu brakium konjuktivumda seyreden ve çaprazlaşan serebellofugal liflerin ipsilateral tutulumunun kontralateral ataksiden, çapraz öncesi ve sonrası liflerin birlikte ipsilateral tutulumunun da bilateral ataksiden sorumlu olduğu düşünüldü. Etiolojik araştırmalarında bir özellik saptanmayan olgular olası küçük damar hastalığı tanısını alarak antiagregan ve antihipertansif tedaviyle izlendiler.
Deep hemispheric or brainstem small infarcts can lead to atypical lacunar syndromes. Unilateral internuclear ophtalmoplegia and cerebellar ataxia has not been reported previously. Fifth seven years old hypertensive female presented bilateral cerebellar ataxia and right INO, and 67 years old hypertensive male patient was admitted with right cerebellar ataxia and left INO. Cranial MRI showed paramedian infarcts of lacunar size located in the tegmentum of caudal mesencephalon. At this level the lesion of medial longitudinal fascicle (MLF) was thought responsible for INO and lesion of brachium conjunctivum led to cerebellar ataxia. While the ipsilateral involvement of cerebellofugal fibers crossing the midline led to contralateral cerebellar ataxia, ipsilateral involvement of both cerebellofugal fibers before and after the decussation led to bilateral ataxia.

TIP HABERI
7.
Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği 3. Sempozyumu- Serebrovasküler olaylarda primer ve sekonder korunma girişimleri-Konuşma Özetleri
3rd Symposium of Turkish Cerebrovascular Diseases Society- Primary and secondary prevention approaches in cerebrovascular diseases-Conversation Summaries

Sayfalar 67 - 141
Makale Özeti | Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale
w